Peyzaj Mimarlığının Yükselişi

Çevre bozulmanın eşiğine geldikçe, peyzaj mimarlığı giderek artan şehirleşmiş yaşamlarımız içinde özlem duyulan yeni sığınaklar sunan etkili bir disiplin haline dönüştü.

Fengming Mountain Park, Chongqing/Çin, Martha Schwartz, 2013

Son on yılda peyzaj tasarımının yeri gerçek bir küresel dönüşüm yaşadı. Disiplin, kamusal yönü yanı sıra, mimarlık, planlama, inşaat ve ulaşım mühendisliği gibi ilişkili dallar arasında önemli bir yer aldı. Peyzaj mimarları da kendilerini hızlı bir yönde yeniden şekillendirmek zorunda kaldılar.

Peyzaj mimarlığının öne çıkmasının birkaç nedeni vardır. Bunlardan bazıları sahil şehirlerinin büyük ve küçük projelerle kıyılarını geri kazanması, büyük ölçekli parkların tasarlanması, kentsel alanların yeşillendirilmesi için fırsatlar yaratılması gibi kamusal açık alandaki yeniliklerden bazılarıdır. Aynı zamanda Chicago’da tasarlanan Millennium Park, High Line, Toronto Sahil Bandı vb. güçlü projeler, kentin ve kentlinin iyi standartlarda parklar ve kamusal alanlara ihtiyacı olduğunu gösterdi.

Ticari odaklı aktivitelerin genişlemesi şehirlerin kimliklerinin metamorfoza uğramasını tetiklemiştir. Ekonomik değişim, kentsel parkların/bahçelerin, bina/kamusal peyzajlarının tasarlanmasına ve eski sanayi bölgelerinin dönüşümüne olanak sağlamıştır.

Bu değişimlerle birlikte daha öncesinde küçük ölçekli bahçelerle özdeşleştirilen peyzaj mimarlığı, karmaşık tasarım konularına interdisipliner bir bakışla yaklaşan, kenti ve çevreyi düzenleme kapasitesine sahip bir tasarım alanı haline geldi. Günümüzde bu branşın en aktif ve yenilikçi tasarım alanlarından biri olduğunu söyleyebiliriz.

Peyzaj mimarlığı uzun zamandır uykudan olan bir disiplindi. Şu anda uyandı çünkü ekolojik hareketin gereği olarak mimariyle dayanışma sağlandı.

Peyzaj mimarları bu anlamda yaptıkları işi aktif olarak yeniden tanımladılar, mesleğin kentsel rolü ve yeni çevresel potansiyelleri üzerinde yoğunlaştılar. Şehirler iklim değişikliğiyle ve yükselen deniz seviyelerinde baş edip uyum sağladıkça, disiplinin rolünün genişlemeye devam edecektir.

Kentli için mimarların genel olarak yapamadıklarını peyzaj mimarları sunuyor denebilir. İhmal edilmiş, hasar görmüş ve yeterince kullanılmayan yerler için yeni vizyonlar önermektedirler. Parklar ve bahçeler her zaman topluma çok çekici gelmiştir. Günümüz çevresinde buralarda önemli çalışmalar yapmalı, yağmur suyu toplanmalı, hava kirliliği filtrelemeli ve giderek yoğunlaşan bir dünyaya yaşam alanları sağlanmalıdır. Çevresel problemler yoğun ve önüne geçilemez görünebilir. Ancak peyzaj tasarımcıları, açık alanın tasarımı, canlı materyal kullanımı, ekoloji vb. gibi diğer disiplinlerin sahip olmadığı avantajlarla çatılarımızı, bloklarımızı, mahallelerimizi, kullanılmayan bir dereyi veya şehir parçasını iyileştirmek için çözümler sunabilirler.

Bu kapsamda çalışmalarını sürdüren West 8 peyzaj mimarlığı ofisi, projelerinde şehirciliği peyzaj mimarlığıyla birleştirerek modern malzemeyle yüksek strüktürler, geniş sert zeminli meydanlar, yapay ışık efektleri vb. önermektedir. Ofis ortaklarında Adriaan Geuze, “Kamusal alanlar şehrin mevcut ruhunu güçlendirmelidir.” demiştir. Bu perspektifle West 8, aydınlatmaların içinden büyüyen palmiye ağaçlarının önerilmesi, betonun ana malzeme olarak kullanılması, devasa strüktürlerin inşası gibi yenilikçi fikirlerle kent mobilyalarından meydanlara, parklara kadar tasarlamış; ölçek nasıl olursa olsun şehircilik, peyzaj mimarlığı, mimarlık ve botanik arasında hiçbir ayrım yapılmamıştır. Schouwburgplein Meydanı için geliştirdikleri projede gün içinde belirli bir rotada değişen devasa eklemli aydınlatma elemanları önermişlerdir.

Schouwburgplein, Rotterdam/Hollanda, West 8, 1991

New York merkezli peyzaj mimarlığı pratiği Field Operations için hikaye, modern peyzaj tasarımının hayati bir bileşenidir. 20 yılı aşkın bir süre önce ofisini Amerika’da kuran James Corner, “Peyzaj mimarları kamusal alanın gizli olmayan kahramanlarıdır.” diyor.

James Corner bir söyleşisinde “Bir peyzaj düşündüğünüzde, romantik yeşil bahçeler, çitler ve çiçekler düşünürsünüz, değil mi? diye sorar. “Fakat peyzaj bundan çok daha fazlasıdır; doğal güçlerle bağlı olduğumuz bir gezegende toplumu, siyaseti ve kendi varlığımızı ele alır. Yere ve şehirlerimize nasıl form vereceğimizdir ve nihayetinde yerlerle nasıl ilişki kurduğumuzdur.” diye devam eder.


High Line, New York/Amerika, Field Operations, 2009

Field Operations, Manhattan’ın Batı Yakası’nın kalbinde olağanüstü bir kamusal alan olarak kabul edilen, 2.33 km uzunluğundaki kullanılmayan demiryolunu hattını park olarak yeniden tasarladı. 2009’da açıldığından beri bölgede tanımlayıcı bir öğe haline gelen High Line, inovatif tasarım ve yatırım için güçlü bir katalizör haline gelerek global kentlere ilham kaynağı olan bir ikon haline geldi. Tasarım, alternatif manzara ve deneyimlerle, samimi bir koreografiyi karakterize etmektedir. Aynı zamanda farklı döşeme kaplamaları, plantasyon, kent mobilyaları, aydınlatma elemanları ve sosyal alanlarla özgün bir deneyimi yaratır. High Line, büyük bir başarı olarak kabul edilmekte ve şehirde yeni kamusal alanlar yaratmanın değerini göstermektedir.

Etiketler

Bir yanıt yazın