+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

Yatay Zekâ

1 Ekim 2018, 11:30
  defa okundu.

Yatay Zekâ

Türkiye'deki mimarlık ve şehircilik kavramlarının, proje hizmeti verenler açısından son zamanlardaki durumu oldukça vahim. Bildiğinizi bir de sizle paylaşarak can sıkacak değilim.

Prof. Dr. Ayhan Usta, Kültür Üniversitesi'ndeki stüdyosunun ilk haftasındaki felsefi tartışmalarla süren beyin fırtınası seansına beni konuk etti. Konu oldukça ilginç: "Geleceğin konutu nasıl olmalı".

Söz döndü dolaştı, yapay zekanın insanların kalesi olduğu düşünülen meslekleri ele geçirmesine kadar geldi.

Fransa'da dokuma tezgahlarının delikli kart benzeri bir çalışma şekliyle işçilerin yerini almasından sonra gelişmeler dur durak bilmez hale geldi. Makineler öncelikli olarak fiziki işleri görürken bu sefer zihnen uzmanlık gerektiren konulara da el atmaya başladılar.

"Dünya satranç şampiyonunu yenen bilgisayar" tanımının haber değeri kalmadı. Artık bilgisayarlar insan oyuncuları rakip olarak görmüyor ve kendi aralarında maç yapıyorlar. Dünya satranç şampiyonu olan Stockfish 8 isimli sistem saniyede 70 milyon hamleyi hesaplayabiliyor. Google'ın Alphazero ismiyle geliştirdiği sistem ise saniyede sadece 80 bin hamle hesap edebiliyor. Çaylak Alphazero bundan önce hiç satranç bilmezken (satranç ile ilgili tek bir satır koda sahip değilken) sadece 4 saatlik öğrenme süreci sonunda, devasa gücü olan Stockfish 8'le karşılaşıp, 100 oyunun 28'ini kazandı ve 72'sinde de berabere kaldı. Alphazero satranç bilgisayarı değil, derin öğrenmeyi becerebilen bir sistem. Hah şimdi biraz rahatsız oldunuz sanırım.

Önce basit işler, örneğin şoförler, tekstil işçileri, veznedarlar ve bunlar gibi meslek sahipleri işsiz kalacak zannediliyor. San Fransisko'da daha çok Silikon Vadisi'nde, tavanında kocaman aparatlar olan araçlar cirit atıyorlar. İçindeki mühendisler direksiyona dokunmuyorlar. Başvurular alınmaya başladı, listeye adınızı yazdırıyorsunuz ilerde yapılacak test sürüşünde direksiyonda siz olacaksınız. Ben yazıldım vallahi, ay çok zevkli değil mi? Evet, evet sonunu düşünmezseniz çok zevkli.

Öncelikle Uber gibi şirketler artık şoför kullanmayacak. Sonra otobüsler şoförsüz olacak. Zaten kasiyersiz marketler satışa başladı. Aynı şekilde davetiye ile 20 metre boyunda hamburger yapan bir makinenin ilk ürünleri tattık. (Pek bir lezzetsizdi ama sonra düşük gelirli aşçıların şehir merkezinde ikamet etmeleri artık imkansızken ileride hamburgerleri bu makineden yiyeceğimizi anladık.) Yakında kolluk kuvvetleri, basit kayıt alma mekanizmaları (okula çevrimiçi kayıt olduğunuz zaman sizin parmak izinizi alıp kimliğinizle eşleyecek sistemler), ufak tefek yargılama ve avukatlık hizmetleri, basit diş dolguları tabii minik ameliyatlar, hatta psikiyatrı servisleri... Bu örneklerin ülkemizde yaygınlaşması ne kadar sürer bilmiyoruz ama hemen uygulamaya konsa İstanbul'da Metrobüs ve hatta minibüs ve taksi şoförleri yerine otonom araçlar olsa daha mutsuz olmayız herhalde. Ha bir de emlakçılar, onlar da olmasın.

KORKU

"Çok değil 20 yıl sonra işsiz kalır mıyım" diye korku sardı herkesi. Katma değer üreten biri değilseniz, işsiz kalmanız olası. Eh tüm insanlar işsiz kalırsa ekonomi nasıl dönecek? Dubai'yi bilenler bilir ya da Suudi Arabistan'ı... Bir avuç şımarık vatandaş, (hayatı boyunca hiç çalışmamış ve çalışmayacak aşiretten gelen üstün ırk mensubu) daha üst sınıftan sayıldıklarından devlet onlara hayatları boyunca bakıyor, ülkeye gelen yabancılar onlara hizmet ediyorlar. Gelecek, makinelerin bize baktığı ve devletin bunu düzenlediği bir sisteme mi gidiyor. Sizce bu sürdürülebilir mi?

DÜNYAYI ELE GEÇİRMEK

Önceden yapay zekaya sahip robotların silahlanacağı ve insanlığın "sözünü dinlemeyeceği", tüm insanlığı hunharca yok edeceği düşünülür evhamlanılırdı. İyi de makineler insanları yok edince ne kazanacaklar. Zafer sarhoşu olduktan sonra amaçları ne olacak? Eğer birileri insan soyunu yok etmek istiyorsa ya da düşmanlarını dünyadan silmek istiyorsa nükleer bomba kullanır, ne işi olur milyar dolarlık ar-ge ile.

Sorun yapay zekanın insanın sözünü dinlememesi değil, SÖZÜNDEN ÇIKMAMASIDIR.

Yapay zekâ sistemlerini bir güruh ya da dünyayı yöneten şirketler daha fazla kar etmek için üretti ve çalıştırıyor. Sistem nasıl programladıysa ve amacı neyse ona göre çalışır. Eğer Alphazero'ya "trafiği çöz" ödevi verilirse, şoför davranışları, toplu taşımacılık ve şehircilik konularda kafa yorar. Tüm insanları öldüreyim de böylece trafik sorunu kökünden çözmüş olurum demez.

Bu konu uzun ve tartışmalıdır. Isaac Asimov'un 1942'de yazdığı üç robot kuralını tekrarlamak gerekir ki konuyu hızla kapatalım.

• Birinci Yasa: Bir robot, bir insana zarar veremez ya da zarar görmesine seyirci kalamaz.
• İkinci Yasa: Bir robot, birinci kuralla çelişmediği sürece bir insanın emirlerine uymak zorundadır.
• Üçüncü Yasa: Bir robot, birinci ve ikinci kuralla çelişmediği sürece kendi varlığını korumakla mükelleftir.

Aynı kalın kemik gözlüklü, gür favorili ve fularlı yazı makinesi amca (500 kitabı vardır) ayrıca şunu demiştir.

"Düşüncem iki yönlü: İlk olarak robotları kendi yaratıcılarını yok edecek canavarlar olarak görmüyorum. Çünkü robotları yapan insanların, kendi güvenliklerini sağlayacak vasıtaları da yine robotların içine koyabilecek kadar bilgi ve yetenek sahibi olacaklarını düşünüyorum. İkinci olarak robotların ya da genel anlamda makinelerin, bizlerin yerine geçebilecek kadar zekâya sahip oldukları anda bunu yapmaları gerektiği fikrindeyim."

MESLEĞİ ELE GEÇİRMEK

Gelişmemiş ülkelerde bu tür olası sorunlar, halen büyük bir "sorun" olarak görülmüyor olabilir. Bu hususa ülkemiz ve tabii mimarlık mesleği açısından (iç mimarlık, peyzaj mimarlığı, şehircilik, endüstri tasarımı ve hatta grafik sanatçıları gibi geniş tutarak) bakabiliriz.

Bu araçlar ne zaman elimizden alacak mesleğimizi diye hayıflanacağız ama Türkiye özelinde düşünerek...

Şimdi, zaten yapı sektöründe, koparabileceği en büyük faydayı sağlamak konusunda takıntılı olan işverenin diyelim ki ticari ya da konut projelendirilmesinde bir yapay zekâ ürününü seve seve tercih edeceğine hepimiz kaniyiz. Hatta bunun reklamını bile yaparlar. Kentsel dönüşüm ayağına, daha lüks bina yapalım mahalleyi biraz daha soylulaştıralım diye, yıkılan bir apartmanın metalden yapılmış bahçe duvarının üzerine Picasso'nun "Her yaratıcı hareket, öncesinde bir yıkımla başlar." sözünü yapıştırmaktan geri durmayan müteahhitler için büyük fırsattır.

Hatta biri gitti Kara Şimşek (KITT) ve David Hasselhoff'u reklamlarında oynattı, Kara Şimşek'in yapay zekâsı tasarladı diye proje mi satmayacak. Aynı şekilde "Dubai esintisi" diye orada ne kadar garip form varsa "kopyasını" çıkartıp önemli bir iş yaptığını sanan DAP Yapı'yı da unutmayalım. Çok seveceklerdir yapay zekanın tasarımlarını.

Peki "Yatay mimari isterdik, tüh olmadı" diye ülkenin geldiği bu durumda başta nemalanan ve pay sahibi olanlara ne demeli. Onlar yapay zekâ ile tasarım yaptırsalar "YATAY ZEKÂ" mı olacak işin çıktısı? Olmaz efendim, olmaz.

TÜRK MİMARLARI KORKSUN MU?

Aslında korkmak için pek erken bizim için. Yurtdışındaki meslektaşlarından daha rahat olabilirler. Yapay zekanın Türkiye'deki mimarların işini alması o kadar kolay olmayacaktır. İşte tahminler.

1- Yapay zekâ yasal olmayan işlere imza atmayabilir. Programlanma şekli ve derin öğrenme yöntemi her ne olursa olsun kar etme, her şekilde topluma saygı duymama, politikacıları yanına çekme ve hatta 2-3 hanımefendiyle "eşlerim" diye poz verip, kadınları satın alınabilecek bir mal gibi görüp, lüks ötesi araba koleksiyonu yapabilme genişliğine karşı geleceklerdir. Program şemaları, o kadar kör göze parmak sokamaz. Derin öğrenmeye bu denli şımarık olmayı göstermek kodun bazı alt fonksiyonlarını sıfıra bölme hatası gibi çözülmez ve ölümcül bir çöküşe dahi götürebilir. Bu tür her şeyin mubah olduğu bir sisteme ayak uydurmak büyük kaynak isteyecektir. Yani böyle bir karar verme yapısı zavallı Alphazero'nun dahi üstesinden gelemeyeceği açmazlar yaratır. Böyle bir mimari tasarımı yapay zekâ kavrayamaz.

Müteahhitleri her dediğini yapan mimar kısmı içiniz rahat olsun, daha uzun süre Türkiye'de iş alabilirsiniz.

2- Maliyet meselesi de var. İcabında kendi meslektaşından işi kapmak için fiyat kırmaktan kırmaya, rekorlara koşan, Meslek odasının en az bedel hesabının %20'lerine kadar iş yapan veya "Bu işi almam lazım" diye bedava iş yapan mimarlar varken, yapay zekâ geliştirme maliyeti karşılaştırıldığında çok fazla gelecektir.
Yapay zekâ en azından geliştirme maliyeti, donanım maliyeti ve harcadığı elektrik yüzünden bu tiplere rakip olamaz.

3- Ayrıca ülkede, yapay zekanın dahi erişemeyeceği bir Kitch seviyesi mevcuttur. Örneğin Marmara Ereğlisi Belediye Başkanı; Roma, Grek, Mısır, Endülüs, Selçuklu, Osmanlı, medeniyetinden izler taşısın diye emir verse, belediyenin emir kulu kadrolu mimarları, emir demiri keser diye böyle bir şey çıkartırlar (çıkardıkları binayı hepiniz biliyorsunuz). Böyle bir emri yerine getirmeye şartlanan yapay zeka öyle bir zorlanacaktır ki, çıkacak dumanları, patırtı çatırtıları hayal edebilirsiniz. Sistem çökebilir.

Alphazero al sana meydan okuma.

4- Mangalcılar için Konya Karatay'daki Karaaslan Piknik alanını bir yapay zekâ tasarımcı sistemi yapabilir ama daha iyisini zaten yaptık. IBM, Kasparov'u yenmiş olabilir ama bizi yapay zekanın yenmesi olası değil. Geç kaldılar bir kere.

DURUM O KADAR VAHİM Mİ?

Vahim.

Uzatmaya gerek yok. Ülkemizdeki mimari hiç olmadığı kadar kötü. Öyle ki, yapay zekâ, yatay zekâ işleri çıkartamaz, işsiz kalır, çöker. Yani Türk yapı sektörü böyle bir yatırıma uzun süre gerek duymayacaktır.
Aynen devam...

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!
Burak Ergül / 13 Ekim 2018, 11:44
Cem Bey,
Kavram kargaşası yaşadığınızı itham etmek istemedim, sağlıklı anlaşmak için üzerinden fikir beyan ettiğimiz kavramlardan kasıtlarımızın ne olduğunu belirginleştirmek istedim. Zira günümüzde sanat kelimesi peynir ekmek gibi kullanılıyor ve zihinlerde sanat, tasarım, estetik gibi kavramların tezahürü bambaşka olabiliyor. Tartışmaların çoğu da buradan çıkıyor. Yazıyı tümüyle okumanızı da beklemedim, açtığınızda neyi kastettiğimi farkedeceğinizden emindim. Bu konularda sizin kadar okuma yapmadığımdan da eminim, ancak sanat, bilim gibi üzerine okumalar yaptıkça derinleşilen bir mesele değil, hissettikçe, kafa yordukça, derinleşilen bir mesele. Bu derinleşme ise sanırım bilginin artmasını değil bildiklerimizin anlamsızlığını farketmeye ve kutsal cahiliyetimizi idrake doğru gidiyor. Bu cümlemden korkuyorum ki entelektüelliğe düşman, cahiliyeti her fırsatta savunan günümüz oyuncularının kafasındayım sanılacak. Tabiki hissetmek ve kafa yormak için okumaların önemi çok büyük. Sizin sanat tarihi bilginize de saygı duyuyorum ve inanın okuma yarışını kaybederdim. Ancak neden rakamlara(okuduğunuz paragraf sayısı, bildiğiniz dil sayısı, kaç dilde makale yazdığınız) belirtmeye başvurduğunuzu anlayamadım. Tarihten öğrenerek ve çağımızda yaşayarak biliyoruz ki rakamlar manipülasyona müsait araçlar olmaktan başka bir işe yaramamışlardır.

Sanatın, sanatçı ile eser arasındaki ilişkide değil de algılayıcı ile eser arasındaki ilişkide arandığı sanatsal sorgulamalara değinmiştiniz. Ben de burada da sanatın insani bir mesele olduğunu belirttim. İnsanilikten kastım sanatçının aşık olup şiir yazması değil, bu görüşü çürütmeye yönelik bir örnek verdiğinizi düşünerek o paragrafı yazdım.

Yine kavram karmaşı nedeniyle anlaşamadık. Burada bilimsel bir tartışmanın özelliklerini yazmayacağım ancak en basit haliyle bilimsel tartışma doğru olana ulaşmaya çalışır. Sanatta ise doğru olan yoktur, doğruya ulaşma maksadı da yoktur. Bu bağlamda sanat üzerine bilimsel bir tartışma yapılamaz dedim. Sizin kastettiğinizin de bilimsel bir tartışma olmadığını tahmin ediyorum. Bilimsel tartışma dendiği vakit, hipotezler, araştırmalar, deney sonuçlarının analizi gibi meseleler ortada olmalıdır ve biliyorsunuz ki bunlar sanatın ancak konu edebileceği, sanatın özü olmayan meseleler. Adlarını andığınız sanatçılara saygım sonsuzdur, zira onlarda sanatı en insani taraflarıyla icra ettiler.

Yoğun kavramsal karmaşalardan dolayı sağlıksız bir sürece döndü ancak samimiyetiniz için teşekkür ediyorum.
 
Cem Y. / 13 Ekim 2018, 09:42
Burak Bey,
Gerçekten sanat ve tasarım konusunda kavram kargaşası yaşadığımı düşünüp, 4 dilde sanat, bilim ve felsefe okuması yapıp 3 dilde makale yazan bana İlhan Bilge'nin (ki kişiliğini duymuşluğum var, hayranlığım yok diyemem) tasarım eğitimine giriş öğrencileri için yazdığı, toplumun ortalama kültür seviyesine hitap eden, ve kısmen, global değil lokal durum değerlendirmesi yapan bu yazısını mı tavsiye ediyorsunuz? Sizinle bir okuma önerisi yarışına girmeyeceğim ama bundan biraz daha fazlasını hak edeceğimi düşünürdüm.

Aşağıdaki yorumunuzda Algılayıcı ile ilgili verdiğiniz cevap söylediğimi düşündüğünüz yargıya cevabınız, söylediğime değil. Yapay zekanın algılayıcı konumundan bahsetmedim.

Ve yine, sanat üzerine bilimsel bir tartışma yapılamayacağı cüretini neye dayanarak gösterdiğinizi bilemiyorum ancak bu iddianızla Poincare'den Gregotti'ye, Masiero'dan Escer'e, Kurt Gödel, Iannis Xenakis, Wolfram, Duschamp, Nakamura, Bachman, Christopher Alexander, de Button, Harold Cohen, Walter Netsch, DeLanda, Patrick Schumacher gibi (onlarca fazlası var ancak çalışma ve makaleleriyle ilk aklıma gelenler bunlar - ve modern döneme kadar olan isimleri saymıyorum bile) bilim adamı, sanatçı ve teorisyenlerin fikir, çalışma ve makalelerini, ve dahası benim yüz binlerce paragraflık okuma, sentez ve fikir üretimlerimi (beni asıl ilgilendiren yanı budur) niteliksiz kılıyorsunuz (umarım özellikle niteliksiz kılmaya çalışıyorsunuz, sanatın bilimselliği konusunda hislerinizden çok araştırma ve bilginiz olmadan iddiada bulunmadığınızı umuyorum).

Bakın, gerçekten sanatsal ve kuramsal tartışmalardan keyif alırım, ancak altını doldurmanızı beklerim.
Bana her zaman cemy@progressive-architects.com adresinden ulaşabilirsiniz. Gerçekten ilgimi çekebileceğini ve bihaber olduğumu düşündüğünüz, sanatın yüceliği hakkında okuyup 'anlamamı' istediğiniz bir makale varsa bana lütfen bu adresten yollayın. Belki konuyu, birbirimize daha doğru cevaplar verebileceğimiz bir forma bürümüş oluruz.
 
Burak Ergül / 12 Ekim 2018, 22:54
Burada bir kavram karmaşası var gibi. Sanat, tasarım ve bilimsellik kavramlarına dair. Sanat ve tasarım kavramlarının farkı için aşağıdaki yazıyı tavsiye ederim.
https://goo.gl/uLuMe3
Bu fark, yapay zekanın tasarımcı olma potansiyelini ortaya koyarken sanatçı olamayacağını da ortaya koyuyor bana kalırsa.

Bu farkın belirginleştirilmesinden sonra ise sanat üzerine bilimsel bir zeminde tartışılamayacağını söylemek isterim ancak bu cümlem de oldukça tartışma kapatıcı olmuş olacak. Olsun.

Sanatın kutsiyeti ise insani olmasından kaynaklıdır, dogmatik inançlarla belirlenmiş bir mesele olmasından dolayı değildir. Herkes kendi hayatı kavrayış perspektifinden sanatın ne olduğuna dair belli görüşler edinebilir. Dolayısıyla sanat üzerine bilimsel veya bilimsel olmayan bir tartışma yapılamaz. Herkes kendi sanat algısını ifade eder ve bir diğerinin kendi sanat algısını sorgulamasına katkıda bulunabilir sadece. Sanat deyip durageldiğimiz bu şeyi tanımlayabildiğimiz an zaten sanattan bahsedemeyiz.

Son olarak, bahsettiğiniz algılayıcının esere yüklediği anlam da yine insanidir ve yine sanat kapsamına insani bir algılama mevzubahis olduğundan dolayı girer. Eğer bir yapay zekayı bir takım sanatsal eserlerle karşılaştırırsak, o eserleri algılayabilir, inceleyebilir, bir noktaya kadar çözümleyebilir de ;ancak deneyimleyemez ve hissedemez. Burada sanat kendisini bu sürecin farklı noktalarında gösterebilir, mekanik olanın insani olanla ilişkisinin karşılıklı gerilimi bizzat sanatsal bir mesele olarak ele alınabilir mesela.

Elbette, bir bakıma da yapay zekanın sanat kavramıyla ilişkisini irdeleyen çalışmalarınız çok değerli ve heyecan verici. Bu çalışmaların bize yeni kavrayışlar kazandıracağı da muhakkak. Ancak bu heyecan ve kazanımların yapay zekanın kendisinden değil bu sürecin karakterinden kaynaklanacağını düşünüyorum.

 
Cem Y. / 12 Ekim 2018, 12:25
Kaldı ki bugün sanat felsefesinde bir eser ya da rastlantısal objenin yaratıcısının ona yüklediği veya varoluş sürecinde yüklendiği anlam ve niteliklerden bağımsız olarak, yalnızca anlayıcısının/algılayıcısının ona yüklediği anlam ve niteliklerden dolayı sanat eseri olup olamayacağını tartışıyoruz.
 
Cem Y. / 12 Ekim 2018, 11:50
Burak Bey,
Açıkçası bilimsel bir tartışma yapabilmemizin önünde ciddi bir engel bulunuyor, bu da soyutlamalara sıkça başvurmanız ve burada tartışılmaz bir sınır çizmeniz (kötü anlamda söylemiyorum; sanatın ve insani yargıların yüceliğine inancınızdan bahsediyorum). Sanata ve insana karşı olan düşüncelerinizi saygıyla karşılıyorum, ancak sanat, estetik, güzellik algısı, insani duygular, insani yargılar olgularının ne yazık ki yüce ve ilahi değil tartışılabilir, sorgulanabilir, yıkılabilir, yönlendirilebilir, programlanabilir, tasarlanabilir olgulardır. Yücelik yargınız "İnsan sanat için çok önemli bir değişkendir; ancak olmazsa olmazı mıdır?" sorusunun sorulmasına engel oluyor, tartışmayı ortaya çıkarmadan soyut kabul ile konuyu kapatıyor. Biz ise genel yargılar ile değil, en küçük yapı taşlarının tek tek sorgulanması ile cevap arıyoruz. İnançlarla, yüceltmelerle, soyutlamalarla ve şartlamalarla bu süreci yorumlamamızın bizi ileri götüreceğini düşünmüyorum. Sanıyorum süreç ilerleyip ürünler sunuldukça sanatsal nitelik ve potansiyel daha somut bir şekilde tartışılabilecektir.
 
Burak Ergül / 12 Ekim 2018, 09:13
Sanatın içerdiği sorgulama alanları, yorumlamaları geçmişten günümüze değişim gösterdiği gibi geleceğe de değişim göstererek yol alacaktır. Bu değişimi geçmişte çağın meseleleri sağladığı gibi gelecekte de gelecek çağların meseleleri sağlayacaktır. Bu bağlamda gelişimi bariz yapay zeka teknolojilerinin sanata öyle yada böyle dahil olması tahminden öte bir gerçektir. Çünkü insanoğlu çevresindeki hiçbir meseleyi sanat konusu etmekten alıkoyamıyor kendini. Bunu tekrar vurgulamalıyım ki bu sanata dahil oluşta yine insanın baş rolde olması gerekiyor, yapay zeka samimi sanatsal heyecanlar duymayacağına göre. İnsanın başrolde olduğu bir sanatsal süreçte de sanat, sanatçının yapay zeka ile iletişiminde kendisini görünür kılacaktır.

Basitçe özetlemek gerekirse, şiir yazan bir yapay zekadan bahsedilemeyeceğini, bu şiirin ortaya çıkmasını sağlayan ve yöneten kurallar bütününü, büyük datayı, ana sistemi tasarlayan insanın başroldeki sanatçı olabileceğini düşünüyorum. Bu bağlamda, sanatsal akımların 'ilerleme'sinden ziyade sanatın mahiyeti üzerinde yorumlar yapmıştım.

Bir fil fonksiyonlarla çalışmaz, bir yapay zeka fonksiyonlarla çalışır. Matematik veya kodlama dillerine göre yanlış terimi kullanıyor olabilirim, ancak kastettiğim şudur. Yapay zeka kendisine öğretilen ilişkileri veya bu ilişkilerden yola çıkarak kendisinin kuracağı yeni ilişkileri temel alarak çalışmaz mı? Ona öğretilen hata yapma taklidi her ne kadar ustaca tasarlanmış olsa da o hata yapmış olmak için hata yapacaktır. Yani insani bir yanılgıdan bahsedemeyiz yapay zekada. O, kendisini var eden kuralların dışına ancak insan taklidi hatalar yapmasını emreden başka yüklenmiş kurallar veya 2. bir kurallar sistemi gereği çıkmaya razı olacaktır.

İnsanoğlunun irrasyonel karakterini anlamadan, hangi fonksiyonlar ile irrasyonel bir sistem ve düşünme biçimi yükleyeceğiz yapay zekamıza? Yapay zeka irrasyonel görünümlü davranışları dahi %100 rasyonel karakteriyle yapacaktır. Ha derseniz hangi karakterle yaptığı önemli değil, sonuçta ortaya insan eseri mi yapay zeka eseri mi anlayamadığımız güzel kurgular, ürünler ortaya çıkıyor, bir şey diyemem. Ancak şahsi görüşüm sanatın her zaman kuralların her türlüsünden uzak olmayı tercih eden yapısıdır, bu yeni 'üretim'ler belki bize yeni bir kavramsal olgu kazandıracaktır; ancak sanat her zaman salt insani olarak kalacaktır fikrindeyim. Üretim sözcüğünü tırnak içine alıyorum çünkü, öyle yada böyle, çözümleyebildiğimiz veya çözümleyemediğimiz, ilkel veya gelişkin kurallar ağından sadece fabrikavari bir üretim beklerim.

Konu ne kadar sanata kaymış olsa da, çalışmalarınızı mimari tasarım üzerine yaptığınızı belirtmiştiniz. Mimari tasarım tümüyle irrasyonel karakterde bir süreç olmadığından dolayı, sanat ve yapay zeka hakkındaki fikirlerim mimari tasarımı hariç tutuyor. Tekrar belirteyim ki, mimari tasarımda yapay zeka pekala kullanılması gereken ve zaten istemesek de bu işe el atacak bir teknoloji. Mimari tasarımda bahsettiğiniz kriterler üzerinden insanların kimin eseri olduğunu anlayamayacağı binalar da üretecektir yapay zeka. Ancak bu binaların tasarımında sanatsal kaygıların da payının olacağını söylemek yanlış olacaktır. Zira sanat, iki duvarın renk uyumunu sağlamak yada kütlesel kararlar vermek gibi çözüm odaklı bir bakıştan oldukça yüce bir kavramdır.
 
Cem Y. / 11 Ekim 2018, 14:20
Bugün sanatın ne olduğu, hangi kriterlerle değerlendirilmesi gerektiği konusundaki yargılarımız zamanla değişecektir. Değişmelidir, ve hep de değişmiştir. Impressionism'in isim babası eleştirmen Leroy (aşağılayarak bu ismi vermiştir), bu akımın ilk ve en önemli eseri olan Impression: Soleil Levant (Monet) eseri için "Eskiz haldeki bir duvar kağıdı bile daha nitelikli ve bitmiş bir eserdir" yorumunu yaptı. İlk sergileri "Reddedilenler" adıyla sergilendi, çünkü galeriler ve eleştirmenler eserlerin sanatsal nitelik taşımadığı yargısında bulundu. Wolff ikinci izlenimciler (Impressionistler) sergisinden sonra akımın isminin kabul edilmesinin, eserlerin sanatsal nitelik taşıdığını göstermeyeceğini yazdı ve daha da aşağılayarak "Lütfen biri Mösyö Pisarro'ya ağaçların mor olamayacağını ve gökyüzünün tereyağ rengine bürünemeyeceğini öğretsin" şeklinde makalesinde eleştiride bulundu. Ancak sonraki dönemlerde ve özellikle Modernist dönemde eleştirmenler ve sanatçılar Impressionism'e hayranlık duydu ve yepyeni sanatsal yargılarla çalışmaları anlamaya ve sunmaya başladı. Romantizm, Realizm, Futurizm, Surrealism, Kubizm, Abstract, Expressionism, (bence niteliği hala soru işareti olan) Fauvism ve daha bir çok akım, tepkiyle karşılandı ancak sanatsal yargıları yeniden sorgulamamızla algılandı. Benim inancım, şu an sanatsal esere sorduğumuz "eserin nasıl yapıldığı", "sanatçının hangi ruh haliyle eseri ele aldığı", "hangi metaforlara değindiği" gibi soruların yerini "eserin nereye evrilebileceği", "sahip olduğu potansiyelin ne olduğu (bu ifade Koolhass'ındır)", "hangi gelişimlere nasıl tepki vereceği" gibi bitmiş bir eserin sahip olduğu niteliklerden ziyade bize sunduğu, devam eden bir progresso/progression/ilerleyiş'in sorgulanmasının almakta olduğu yönünde (ki Minimalism ile bu sorguya zaten yıllar önce başladık). Buna o kadar inanıyorum ki, bu yönde çalışmalarımızı sorguluyoruz (yalnızca yapay zeka değil, mimari, resim ve dekoratif çalışmalarımızı), ve hatta şirketimizin adı bu konuda yazdığımız makaleden gelen "Progressive Architects'tir. Lafı bu kadar uzatma sebebim, Yapay zeka bize eleştirilebilir nitelikte eserler vermeye başladığı zaman, o eserleri algılayacak yeni sorular ve yeni sanatsal yargılar keşfedeceğiz, ki önemli olan da tam olarak budur.

Yapay zekadaki amacımız bahsettiğiniz kurguları yapıp ideal fonksiyonel bir mimari ürün elde etmek değil (bunun üzerine de çalışıyoruz ama yapay zekadan kastımız bu değil); toleransları, hataları olabilen ancak sonunda bize yeni ne verebileceğini keşfetmeye çalıştığımız alternatif bir 'zeka' ortaya koymak.

Bu arada, yapay zekayı bir fil ile karıştırmayalım (önüne tuval, hortumuna fırça sıkıştırılmış, yargı ve bağlantılar kurmadan fırça darbeleri vuran). Bu yapay zeka, insanın keşfetmiş olduğu fiziksel ve kuramsal ilişkiler ağıyla, mimari tasarım ortaya çıkarabilmesi için, yine insan tarafından tasarlandı. Yani sürecin içinde 'insan' ve "insani yargı" olmadığını asla söyleyemeyiz.

Yapay zekanın ürettiği kısa film, müzikler ve şiirler de mevcut. Oldukça keyifli, incelemediyseniz tavsiye ederim. Şiir yazabilen bir yapay zeka; tabi ki sizin gibi aşık olmuyor; ancak sizin girdiğiniz algoritmalar ile keşfediyor, ilişkilendiriyor ve bir çalışma ortaya koyuyor (henüz tüm bu çalışmaların, mimari alanda dahil, primitive çalışmalar olduğunu kabul ediyorum). Yeni bir olguyla karşılaştığımızda, onu anlamak için yeni paradigmalara ihtiyaç duyarız. Ve biz de bu sorgu sürecinden besleniyoruz.

--------------

Son yargınıza cevaben: bu kadar net bir yargıda asla bulunamam. Çok varsayımsal ve tartılamaz genel kabul ve inanışlar içeriyor. Ancak şunu söyleyebilirim, bir robota irrasyonel karakter yüklemek için "insan nedir"i tam anlamıyla kavrayıp yüklemek gerektiğine inanmıyorum. Parçaları birleştiren ve yorumlayabilen bir zihin yapımız var, keşfedebildiğimiz parçaları birleştirdikçe ilerliyoruz ve aslında tanımlı bir sonuca ulaşma hedefimiz yok, keşfettiğimiz yeniyi yeniden sınamak amacımız.
Özellikle yapay zeka üzerine çalışan milyarlarca dolarlık yatırım ekiplerinin paylaştıkları çalışma ve makaleler, yapay zekanın insan ile olan serüveniyle ilgili biraz daha aydınlatıcı olabilir. Biz yapay zeka ile yalnızca mimari tasarım ve oyun teknolojisi konularında çalışmalar yapıyoruz; ve açıkçası kainatın heyecan ve anlamını yitirmesi gibi bir hedef ya da sonucu önümüzde göremiyoruz.
 
Burak Ergül / 11 Ekim 2018, 09:40
Cem Bey,

Yapay zekanın mimarlık mesleğinde kendine uygun bir yer bulacağından şüphem yok ancak bu mimarlığın, mimarlık yapma fiilinin en asıl anlamını içeren bir mimarlık olamayacağını düşünüyorum. Her zaman için genele hitap eden kaliteli ve yaşanabilir, kente belli başlı kriterler üzerinden uyumlu çevreler ve yapılar insanlığın ihtiyacı olacaktır. Bu ihtiyaçların karşılanmasında yapay zeka insanlara yardımcı olacak ve hatta insana ihtiyaç duymadan iş bitirmeyi de öğrenecektir. Bu konuda hiçbir şüphem yok.

Sanat meselesine gelirsek, insanlık tarihinden beri ,sizinde değindiğiniz üzere, sanatın ne olduğunda daha anlaşamamışken burada iki satırla sanat şudur demek çok basit ve yetersiz kalmakta. Ancak, genel olmadığını düşündüğünüz yorumumda kastetmek istediğim sanatın insana dair bir kavram olmasıydı. Sanatta söz konusu bir limon da olsa, insan faktörü bu heyecanı duyuyor. Sanatçıların bakış açıları ve varoluş alanları her ne kadar farklılaşsa da tek bir noktada birleşmekten kurtulamıyorlar. Hepsi varlık kavramına ve içsel özlere, ideallere yönelik irrasyonel bir araştırma ve deney süreci içerisinde üretiyorlar eserlerini. Bu sürece kendi yaşamları, hisleri dahil olabileceği gibi teknolojik gelişmeler gibi rasyonel meseleler de ister istemez dahil oluyor, çünkü tüm bunlar zaten insanoğlunun ürettiği veya çevresinde gördüğü meseleler.

Mimarlığı sadece yaşanabilir çevre tasarlama olarak değil de, sanatsal araştırmalar ve geleneksel veya kişisel empatileri de içeren kapsamlı bir süreç olarak tanımlarsak, yapay zekanın insani davranamayacağını düşünmekteyim. Çünkü insanın düşünme biçimleri fonksiyonlarla tanımlanamıyor. Rasyonalist ögeleri faydamız için kullanabiliyoruz ancak rasyonel değiliz.

Yapay zekanın bizim irrasyonel karakterimizi de taklit edebileceğini söyleyenler olacaktır. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için bizim kendi karakterimizi tam manasıyla bilmemiz gerekiyor ki yapay zekaya onu doğru sunabilelim. İnsanın kendini bildiği noktada ise kainatın tüm heyecanı kaçacak, sanat yok olacaktır; ancak insanoğlu bunu hiçbir zaman başaramayacaktır zaten.

 
Cem Y. / 11 Ekim 2018, 03:47
Burak Bey,
Öncelikle, sanatın insanın varoluşuna dair sorgulama ve anlam arayışı olduğuna dair yorumunuz çok güzel fakat genel bir sanat tanımı değil; daha çok (burada sanatsal yaratının sürecini de sorguladığınızı varsayarak belirtiyorum) Impressionist düşünce ile başlayan, Kübizm ve Fauvism'de daha kendini gösteren, nihayetinde Expressionism ve Abstract ile tavan yapan bir sanatsal ürün/süreç tanımı sizinki (Bugün Post Modernizmin icadı olduğunu iddia edenler olacaktır ancak aslında daha öncesinden kazandığımız bir yorum bu), bir sanat eserinin yaratılış sürecinin ve sanatçısının yaşam biçiminin de sanatın bir ögesi olması durumu, eserin yaratılış sürecinin de anlaşılmasını gerektiriyor. (Ancak süreç bu şekilde sorgulanmadığında da sanatsal ürün elde edebilmekte ve yalnızca insanın değil, bir limonun da varoluşunu sınayan bir sanat eseri ortaya koymanız mümkün.)
Öte yandan sanat eserini ortaya çıkaran olgunun sorgulama ve arayış biçimleri olduğu tamamen tamamen doğru. Şu aşamada, yapay zekanın da bir eseri üretirken bir sorgulama ve arayış biçimi gerçekleştirdiğini söyleyebilirim, yalnızca insandaki anlam yüklemeden farklı bir tercih ve değerlendirme metoduna sahip.

Sanayi devriminden minimalizme kadar olan süreçte, tam da bugünlerdekine benzer tartışmalar görebiliyoruz. 19. yüzyılda makina, tüketim ve fonksiyonalizm'e karşı "Makinalar çağın gerçeği, ancak sanat el ile üretilir" yaklaşımıyla Arts and Crafts'ı; sonrasında ise "Makinalarla nitelikli sanat üretilebilir"
anlayışıyla Bauhaus ve Modernizm'i yaşadık. Şu anda da benzer bir sınama, tez/antitez dönemindeyiz diye düşünüyorum.

Yapay zekanın tasarım sürecinin bizimkine benzeyen ve bizimkinden ayrılan yönleri var. Her şeyden önce bizim gibi heyecan duymadığı kesin. Ancak insan beyni gibi bilgiler arasında ilişki kurup kıyaslamalar yaparak kararlar alabiliyor (Şu anki dezavantajımız insan kadar bilgiye sahip olmaması ve bu bilgilerin tek tek işlenmesi gerektiği - bu nedenle henüz sınırları daha keskin olan projelerde test edebiliyoruz. Burada Archimedes'in “Bana yeterince uzun bir kaldıraç ve sağlam bir dayanak noktası verin, dünyayı yerinden oynatayım” sözü gibi yeterli bilgi girişi yapılmış bir yapay zekanın insandan daha başarılı mimari tasarım vereceğine inanıyorum). Yapay zekanın tasarım yapma biçimi, sanatsal ifadede kayıplar verirken kazanımlar da getirecektir. Örneğin biz, test ettiğimiz yapay zeka ürünü mekansal tasarımların süreç ve nedenselliklerinden çok yöneliş, potansiyel ve ilerletilebilirliklerini sorguluyoruz (sanatsal ürünü sınarken 200 yıldır süreç, 500 yıldır nedensellik çok önem verdiğimiz konulardır) Bu, bir düşünce ve sorgu biçimi olarak büyük bir kazanım diye düşünüyorum. Bütüncül konsept, yapıbozum, rastlantısallık ve kaos üzerine denemeler yapıyoruz ve çıkan ürünü alışageldiğimiz sorularla sınamak yetersiz kalıyor.
 
Burak Ergül / 10 Ekim 2018, 17:34
Cem Bey,

Sanat, insanın varoluşuna dair sorgulama ve anlam arayışına dair bir kavram değil midir?
Bu sorgulama ve arayış biçimlerinin ortaya çıkardıklarına sanatsal eser demiyor muyuz?
İnsan zihninin sorgulama mekanizmalarının rasyonel fonksiyonlara dönüşümü kayıp vermeden sağlanabilir mi?

Tabiki bu soruları mimarlık adı altında 'üretilen' binaları görmezden gelerek soruyorum. Aksi takdirde yapay zekanın bir çok 'mimarın' yerini rahatlıkla alabileceğini düşünüyor ve araştırma sonuçlarınız için heyecanlanıyorum.
 
Tüm Yorumları Göster
 
30 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Görüşler