+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

Sözleşmeye Uygun Davranmamak Hırsızlıktır

21 Ocak 2013, 10:14
  defa okundu.

Başbakan'ın danışmanları, İMP, İBB ve niceleri Başbakan'a verdikleri danışmanlıkla sınıfta kalıyorlar. Ya da veremedikleri...

Yarışma nedir? Ankaralı mimarlar; KİK, Oda ya da SMD yönetmeliğine göre yapılmadığında hemen bir koruma refleksi ile "Bu yarışma değil, teklif isteme" derler. Oysa mesela Çamlıca da Yenikapı da bir özel sektör kurumunun üç mimarı çağırarak önceden koşulları belli ederek ve ödemesini de yaparak yaptığı da yarışmadır. Yarışma kelimesinin anlamıyla oynama çabası sonucu değiştirmez, yarışma yarışmadır. Ankaralı mimarlık ortamının bu iddiası çoğu zaman İstanbul tarafından da sahiplenilir ve ortama yeniden sunulur.

Yarışmanın kelime anlamını tartışmak yerine doğru yarışma, yanlış yarışma nedir; yarışma ahlakı nedir, bu ahlak aslında toplumsal kabul gören ahlakla eşdeğerdir gibi konuları gündemde tutmak çok daha doğru görünüyor.

Çamlıca Yarışması yapılan hatalarıyla baştan aşağıya bir başarısızlık hikayesiydi (Okumayan varsa kişisel bloğumda yazdım, Arkitera'da da yayınlandı hatalar silsilesi). Yenikapı Yarışması için Çamlıca Yarışması benzeri notlar düşmek oldukça kolay, aynı hatalara sahip bir yarışmaydı. Yakın zamanda sonuçlanan kentsel metin yarışması Gelecek İstanbul da süreç hatalarıyla bu yarışmalardan farklı değildi örneğin.

Gelelim konumuza: Çamlıca Kulesi Yarışması mimarlık ortamının sorunlu kabul ettiği yarışmalardan birisi değildi. Bugüne kadar.

Bir yarışma esasen şartnamesiyle vardır. Şartname, yarışmacıyla idare arasında ikili bir sözleşme olarak görülebilir. Yarışmayı açan kurum bu anlaşma metnini yazarken isteklerini ve sağlayacaklarını yarışmacılara bildirir ve yarışmaya katılan tüm adaylarla arasında bir sözleşme hazırlamış olur. Bu anlaşmaya dayanarak yarışmacı projesini hazırlar, saatlerce zaman harcar, emeğini verir. Eğer bu sözleşmenin dışına çıkarsanız yaptığınızın adı yarışmacının emeğini çalmaktır, hırsızlık yani. Hırsızlık ahlaksızca bir iştir, her tür toplum ve dinin en başta yasakladığıdır.

Ayrıntıya girildiğinde "Ödüllerin parasını verdik ya" gibi bir açıklama gelebilir. Unutulmamalı ki mesele parayı vermek değil sözleşmeye uygun davranmak. Ödül bedeli bu sözleşmenin sadece bir kısmı. Çamlıca Kulesi örneğinde yarışma KİK Yarışmalar Yönetmeliği üzerinden açıldı. Bu, yarışma şartnamesinin aynı zamanda KİK Yarışmalar Yönetmeliği'ne de uygun olmasını gerekli kılar. Sadece hukuki zeminde okumak da anlamsızdır bu durumu. KİK Yarışmalar Yönetmeliği ve Yarışma Şartnamesi'ne uygun olmayan çözümler bu yarışmaya katılan yarışmacıların haklarını çalmaktır.

Çamlıca Kulesi Yarışması şartnamesini yeniden okumadım ama KİK Yönetmeliği'ni ezbere biliyorum ve şartname yönetmeliğe uygun olmak durumunda. Ve yönetmeliğe göre idare birinci ile anlaşamazsa en fazla ikinci ile görüşebilir. Basit üç soru var: Birinci ödül müellifi ile neden anlaşılamadı? İkinci ödül müellifi ile görüşüldü mü? Görüşüldü ise neden anlaşılamadı?

Bu soruların cevaplarını muhatapları hızla yanıtlamalı.

Gelelim 3. ödül sahiplerine. Yapmaları gereken oldukça basit. Biz bunu kabul edemeyiz demek zorundalar. Bu meseleyi uzun uzadıya tartışmaya, üzerinde düşünmeye bile gerek yok. Hele de "Ben yapmasam başka kötü bir proje uygulanacak zaten" söylemi kökten hatalı. Mimarlık ortamı keskinliğini bırakmalı ve uzlaşmacı olmalı ama uzlaşmacılık etik değerlerden yoksun olacağımız anlamını da taşımamalı.

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!
Omer Yilmaz / 21 Ocak 2013, 17:20
Varlığından şuradaki http://rktr.co/VKEuNN tartışma sırasında haberdar olduğum şu linkteki http://rktr.co/XR3RNE yazı ilginç doğrusu.

Tam da mimarların sandıkları gibi sorunlarının Hükümetler olmadığını gösteriyor bence.
 
Omer Yilmaz / 21 Ocak 2013, 11:48
ODTÜ İTÜ meselesine getirilmesinde temel sorumlu ODTÜ fanlığı yapanlar. Facebook'ta ve diğer SOME platformlarında çok rastladım ama artık boşverdim o yanını. Herkes kendine çeki düzen vermeyi bilir umarım.

Asıl önemli mesele bunun emek hırsızlığı olduğunun ortaya konması. Yazımı hızla yayınlamak istediğim için değineceğim pek çok noktayı geçtim.

Yine SOME'de "RTE" ile başlayan ve temel amacı yarışma ya da yarışmanın sonuçları ile ilgilenmek olmayan yorumlar görüyorum. Mesela bence öyle bir yarışma olabilirdi ki Başbakan kazananı seçebilirdi. Bence bunun bir sakıncası yok. Ancak bu şartnamede yer almalıydı. Başbakan'ın seçeceğini kabul ederek giren girmeliydi yarışmaya.

Yarışma kültürümüz siyasi kültür ile çatışma halinde, bundan iyi bir şeyler çıkacak sonundan bence. Herkesin yapıcı, daha iyi nasıl olabilir sorusunu sorarak ilerlemesi kaydıyla.
 
Ahmet Turan Köksal / 21 Ocak 2013, 11:42
Sayın Yılmaz,

Yazınız çok doğru şeyler söylüyor. Ancak eklemek istiyorum. 3. olan arkadaş eğer bu durumu kabul ederse, kendisini her konuda "oldubitti"ye getirecek bir muhatap ile karşı karşıya bulacaktır.

Aklı varsa kabul etmez.

Bir de gazeteler bu olayı, ODTÜ beğenilmedi , YTÜ de öyle İTÜ kazandı olarak lanse etmiyorlar mı? O da bir ayrı yazı konusu. Basının mimarlıüa bakışı açısından.

Keşke "Cami gibi cami" yazısı yerine "Osmanlı Selçuklu Kırması" hakkında bir yazı yazsaydım gazeteye.
 
 
30 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Görüşler