+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

4. İstanbul Tasarım Bienali'nden Katılımcılara Açık Çağrı

12 Ekim 2017, 15:23
  defa okundu.

22 Eylül - 4 Kasım 2018 tarihleri arasında düzenlenecek 4. İstanbul Tasarım Bienali'nin temasının "Okullar Okulu" olduğu açıklandı. Tasarım Bienali'ne üretimleriyle başvurmak isteyen katılımcılar, 15 Aralık 2017'ye kadar başvuruda bulunabilecek.

4. İstanbul Tasarım Bienali'nden Katılımcılara Açık Çağrı

3 / 5 Manufactuur 3.0, Z33 sergi görünümü 2016

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 22 Eylül - 4 Kasım 2018 tarihleri arasında düzenlenecek 4. İstanbul Tasarım Bienali'nin teması bugün yapılan bir basın toplantısıyla açıklandı: "Okullar Okulu". Bienalin, bu tema etrafında, sürdürülebilir bir eğitim yaklaşımı için bir deney alanı olarak kullanılması, alternatif tasarım eğitimi üzerine düşündürmesi, bu konuda fikirler, projeler geliştirilmesini teşvik etmesi bekleniyor. 

İKSV yönetim kurulu başkanı Bülent Eczacıbaşı'nın açılış konuşmasının ardından, İstanbul Tasarım Bienali direktörü Deniz Ova ile bienalin küratörü Jan Boelen, bienalin temasına dair sohbet ettiler. "Bu bienali, bir önceki bienalin mirası üzerine inşa etmek istiyorum." diyen Jan Boelen, tasarımcılar, mimarlar, biliminsanları, mühendisler, şefler, zanaatkârlar, aktivistler gibi her türlü disiplinden katılımcıya, "Yeni bir ekosistem yaratmak için her türlü disiplinlerden katılımı teşvik etmek istiyoruz. Politikayla uğraşanlar, sosyal çalışma görevlileri vs. gibi herkes bu sürecin birer parçası." diyerek açık çağrıda bulundu. 

Boelen, tasarım eğitiminin sorunlarına ve bu alanda üretilebilecek alternatiflere odaklandıkları konu seçimiyle ilgili olarak, "Umarım bu tasarım bienali, tasarım eğitimi konusundaki sorunlara çözüm üretme konusunda bakış açısı sunabilecek bir platform olabilir. Dünyanın pek çok yerinden öğrencilerin gönderdikleri portfolyoları incelediğimde, ne kadar sıkıcı olduklarını görüyorum. Çünkü pek çoğu tek tip, renderlanmış gerçekliklerden oluşan portfolyolar. Öğrenciler standartlaşıp, birbirinin aynısı ürünlere dönüşüyorlar. Ancak, değişim potansiyeli var. Bienal, yeni eğitim modellerini denemek için bir oyun alanı olabilir." şeklinde konuştu.

4. İstanbul Tasarım Bienali'ne katılımcı çağrısı ve temalar şöyle:

Açık Çağrı: Okullar Okulu'nda Öğrenmekten Öğrenmek

Okullar Okulu'nun öğrenmeye ihtiyacı var! Gezegenin her bir köşesinden, her türden bakış açısından ve tecrübeden öğrenmeye. Hem halihazırda yapılmakta olan deneylerden, hem de yeni yaklaşımlara dair fikirlerden, standartlaşmış modellerin dışına çıkan bir öğrenmeye. Bizi fiziksel olarak bir araya getiren ya da çevrimiçi birbirimize bağlayan, İstanbul'da veya ötesinde gerçekleşecek bir öğrenmeye. Okullar Okulu'nun konusu, öğrenmekten öğrenmek.

Bu açık çağrı tasarımcılar, mimarlar, biliminsanları, mühendisler, şefler, zanaatkârlar, aktivistler ve akla gelebilecek herkes için. Okullar Okulu, İstanbul'da 22 Eylül ile 4 Kasım 2018 arasındaki altı haftalık yoğun döneme ek olarak kendisini birçok yerde, çeşitli formatlarla ortaya koyacak.

Bienalin açık çağrısı, biri "okullar" diğeri "öğreniciler" için olmak üzere iki kola ayrılıyor. Okul formatı yoruma açık: bir saatlik dersten çevrimiçi bir ağa ya da alternatif bir üniversiteye; yerinde gözlemden ve diğer yöntemlerden eleştirel düşünce okullarına, her şey bu formata dahil olabilir. Öğreniciler ile kastedilen de tasarım konusundaki uzmanlığı, geçmişi ya da tecrübesi ne olursa olsun, bienaldeki okullardan birisine katılmaya istekli, keşif ve dönüşüm konusunda zihin açıklığı sergileyebilecek olan kişiler. Bienal, finansal destek sağlanması ve erişimle ilgili diğer meselelerin çözülmesi için gayret gösterecek olsa da başvuranların bu konularda da yaratıcılık sergilemeleri bekleniyor.

Hem öğreniciler hem de okullar arasında yer almak için yapılacak başvuruların 4. İstanbul Tasarım Bienali'nin inceleyeceği temalardan bir ya da birkaçıyla bağlantı kurması gerekiyor. Okullar Okulu, öğrenmeye tutkuyla yaklaşan ve öğrenme kapasitesi yüksek, öğrenmeye olduğu kadar öğrenmeyi ifade edilebilir bir şeye dönüştürmeye de odaklanan önerilere öncelik tanıyacak.

Okullar için çağrı

Bireyler, kolektifler ve kurumlar, uygulama ve sergileme konusunda niyet, uygunluk ve kaynak belirtmeye ve eski veya yeni eğitim modelleri önermeye davet ediliyor. Eğitim modelleri atölye, laboratuvar, ders, üniversite, çevrimiçi ağ, kamp, okul gezisi veya başka farklı şekiller alabilir; ancak "okul" formatında sunulmalıdır. Öneri yalnızca araştırma, yöntembilim, süreç ve okul süresini (bir saatten bir yıla kadar herhangi bir süre olabilir) değil aynı zamanda elde edilmesi beklenen sonuçları da içermelidir. Okullar sabit konumlu, gezici ya da dijital olarak kurgulanabilir. Var olan öğrencileriyle halihazırda kurulu bir okul da, bir grup öğreniciyi bir araya getirmeyi hedefleyen yeni bir oluşum da önerilebilir. Geleneksel pedagojik teorileri ve öğrenci-öğretmen, soru-cevap gibi çift kutuplulukları yıkan ya da yeni bir çerçeveye oturtan, süreci bir sergiyle sonuçlandırabileceğini net bir şekilde gösteren okullara öncelik tanınacaktır. Başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

Öğreniciler için çağrı

İnsanlar, dijital robotlar ve makineler de dahil olmak üzere her türlü disiplinden öğreniciler okullara katılmaya ve belirli temalara olan ilgilerini belirtmeye davet ediliyor. Öğrenicilerden, çalışmalarından oluşan bir portfolyo, öğrenmek için gerekli tutku ve altyapıya sahip olduklarını gösterecek bir ifade metni ve başvuru formunda bulabilecekleri bir beceri tablosu hazırlamaları bekleniyor. Okullar Okulu, kendileri geliştikçe paylaşma istekleri de artacak, keşfedilecek perspektiflere katkıda bulunacak, heyecan verici öğrenicileri bir araya getirecek. Başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

Temalar

Okullar Okulu'nun odaklanacağı sekiz temaya, daha önceki İstanbul Tasarım Bienallerinin araştırmalarından yola çıkarak ve İstanbul'da yürütülen kişisel, deneyimsel ve akademik araştırmalar sonucunda karar verildi. Mümkün olan her konuyu kapsamak gibi bir amacı olmasa da bu temalar, günümüzde dünyanın öğrenilmesinde en yaygın şekilde kullanılan çerçevelerden bazılarını içeriyor. Aşırı bilgi yüklemesi, radikal toplumsal ve iklimsel değişiklikler ve fiziksel ile dijital arasında gitgide artan gerilimin yarattığı güncel şartlar altında, söz konusu bilgi parametrelerinin acilen gözden geçirilmesi gerekiyor.

Ölçüler ve Haritalar

Dijital teknolojilerin yarattığı hipergerçekçilik her yere nüfuz eder hâle geldi. Yine de artık haritanın arazi demek olmadığının her zamankinden daha fazla farkındayız. İstanbul'daki zengin tarihi harita ve ölçüm aletleri arşivlerini başlangıç noktası kabul ederek, çağdaş kentsel mekândaki etkilerin ve tepkilerin yürüme ve performans gibi öznel deneyimlerle, takip ve "büyük veri" türü her şeyi gören teknolojilerle ve artırılmış gerçeklik gibi dijital arayüzler aracılığıyla tekrar incelenmesi ve yeniden değerlendirilmesi mümkün. Gözle görülebilen ve görülemeyen uzamsal bilginin öğrenmedeki rolü nedir? Tasarım bizi çevremizdekilere nasıl bağlar ve onlarla kurduğumuz bağlantıyı nasıl koparır?

Zaman ve Dikkat

Hayatımızın ritmi, hızları her geçen gün artan makineler tarafından dayatılıyor. Beraberinde sahte haberleri, tarihsel unutkanlığı, duygusal kayıtsızlığı ve "hemen şimdi, burada" ruh halinin kaçınılmaz acilliğini getiren dikkat ekonomisi tarafından metalaştırılıyor. Bu çokzamanlılık hâlleri biyoritmimizi ve nefes alışverişimizi verimlilikle, meşguliyetle ve makine öğrenimiyle rekabete sokuyor. Hızı yakalamak ve medyayı tüketmek, artık düşünmekten ve öğrenmekten daha önemli. Çeşitli öğrenme egzersizleri hızlanma, yavaşlama ve kısıtlı zamana yoğunlaştırma gibi deneylere giriştiler. Bilgi yapımında ve enformasyonun soğurulmasında zamanın önemi nedir ve bu, zamanın ve öğrenmenin değerini ne şekilde etkiler?

Akdeniz ve Göç

Jeopolitikada kayma yaşanıyor ve merkezsizleşen dünya, hem benzerliklerin hem de farklılıkların kıymetini bilmeyi öğrenmeyi gerektiriyor. Akdeniz, sosyal, kültürel ve teknolojik bağlantıların karmaşıklığının izini sürebilmek ve öğrenmek için, çoğulluklara, açıklığa, hayrete ve saygıya vurgu yapan bir deney vakası olarak ele alınacak. Üç kıtaya yayılan, yirmiden fazla ülkeyi ve ondan fazla dili barındıran Akdeniz, bir mikroevren ve çağdaş küreselleşmenin ana istasyonlarından biri. Ve göç yoluyla da fiziksel olarak kapladığı bölgenin çok ötesine uzanıyor. Çeşitlilik ve çokkültürlülük konusundaki eleştirileri de göz ardı etmeden, birbirimize nasıl tekrar bağlanabilir ve birbirimizden nasıl yeniden öğrenebiliriz?

Felaketler ve Depremler

Deprem Türkiye üzerinde etkileri şiddetli olmuş, daimi bir dönüştürücü güç. Bu türden radikal dönüşümler, günümüzün hızlanmış zamanlarının ve dünyanın neresine gidilirse gidilsin kesinliği olan tek şeyin değişim olduğu "aşırı şimdiki zaman"ın temel özelliklerinden biri. Böylesi dönüşümler çoğu zaman, bir dahaki sefere neleri farklı yapacağımızı düşünmemize izin vermeyecek kadar ani ve duygusal oluyor. Basitçe hayatta kalabilmenin ötesinde, Whole Earth Catalog [Bütün Dünya Kataloğu] gibi inisiyatifler ya da felaketlere hazırlıksız yakalanmamak üzere çalışan topluluklar, gelecek kuşaklar için bilgileri gözden geçirme ve arşivleme, yeni kimlikler, topluluklar ve yaşama biçimleri yaratma süreçlerinin ayrılmaz bir parçası hâline gelebilirler mi? Felaketler sayesinde kendimizin daha iyi bir sürümüne dönüşebilir miyiz?

Yiyecekler ve Gelenekler

Törenleri, öyküleri, toplumsal düzeni ve değerleriyle kültürün kökenleri çiftçiliğe ve yiyeceklere dayanır. Nasıl davranmamız gerektiğini yiyeceklerin etrafındayken ve onlar sayesinde öğreniriz. Bu neyin sunulduğunun ya da masada neyin paylaşıldığının çok ötesini, tedarik zincirindeki her bir insanın birbiriyle ilişkisini ve çevresel etmenleri, yetiştirmeyi ve hasadı, toprak solucanını ve bakteri topluluklarını, rençperi ve şefi de kapsar. Küresel yiyecek sıkıntısının artmasıyla biliminsanlarının ne olduğu belirsiz her tür besini imal etmeye başlaması, toplumsal bağlantılar kurma, kültürel bilgiyi aktarma ve aidiyet duygusu geliştirme yeteneğimizi nasıl etkileyecek?

Örüntü ve Ritim

Matematikten müziğe, genetikten programcılığa, tekstilden piksellere kadar çok çeşitli tekrarlama mekanizmaları insanlığın en iddialı kazanımlarını yaratmamızı ve öğrenmemizi sağladılar. Buna rağmen çoğunlukla estetiğin aşağı bir biçimi ve öğrenmenin pek makbul olmayan bir yöntemi muamelesi görüyorlar. Doğal çevrimler ve üretim yeteneğine sahip algoritmalardan nefes kesen çekiciliğe ve kamusal kamuflaja kadar uzanan bu tema, örüntü ve ritimlerin teknik, eğitimsel ve sosyal açılardan önemini, öğrenme ve tasarımdaki kullanım biçimlerini konu edinecek. Bir şeyleri yeniden ve yeniden yapmak ne zaman marifetimizi, ne zaman takılıp kalmış olduğumuzu gösterir?

Para ve Sermaye

Kriptoparaların ve geç-kapitalizmin hakim olduğu günümüzde nakit ve onun elden ele geçişi gittikçe daha da nüans kazanıyor ve merkezsizleşiyor. Bu da geleneksel güç hiyerarşilerinin dağılmasına sebep oluyor. Bu bütünüyle insan icadı olan ticaret biçimini nasıl öğrendik ve blockchain gibi, daha önce hiç görmediğimiz kadar incelikli yenilikleri nasıl öğreneceğiz? Diğer yandan bu, var olan ekonomik sistemi tamamen bir kenara atıp alternatif sistemler ve şirketler tasarlamak için bir fırsat da olabilir. Sayısal, fiziksel, hakiki ve hayali parayı ve sermayeyi yeniden öğrenirken, neyin değerli olduğu ve satılabileceği sorusu da geliyor akla: bu bienal, kendimiz, gezegenimiz?

Parçalar ve Cepler

Gerek eski tip kentsel cepler, gerekse son teknoloji ürünü inovasyon istasyonları, uzmanlıklarıyla tarih boyunca çok önemli ilerlemeler ve keşifler doğurdu. Özellikle maker, hacker ve açık kaynak toplulukları, hızlı-yanılma geribildirim döngüleriyle son yıllarda inovasyona büyük katkıda bulundular. Dijital teknoloji; amatörlerle profesyoneller, uzmanlarla kitlesel kaynak bağışları, ihtisaslaşma ve disiplinlerarasılık, mükemmeliyet ve hatalar, çözümler ve evrimleşmeler arasında karşılıklı yeni öğrenme dinamiklerinin gelişmesini sağladı. Tasarım, öğrenmek ve öğrendiğini unutabilmek için eski ile yeni, teknolojik ile kentsel, parça ile cep arasında ihtiyaç duyulan bağlantıyı ve çapraz tozlaşmayı nasıl kolaylaştırabilir? Bu tema, özellikle geçmiş bienallerin katılımcılarını önceki sunumlarını tekrar düşünmeye ve daha da ileri taşımaya davet ediyor.

4. İstanbul Tasarım Bienali'yle ilgili ayrıntılı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!


Henüz yorum yapılmamış!
7 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Haberler