+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

Dijital Verinin Saklanması ve Aktarılması Üzerine

Perşembe, 09:08
  defa okundu.

CAD ve BIM tabanlı programlar, son yıllarda tasarımın yeniden tanımlanmasında en büyük rolü üstleniyor.

Dijital Verinin Saklanması ve Aktarılması Üzerine

Dijital çizim programlarının ve teknolojinin mimari tasarımda giderek önem kazanmasıyla bütün bu verinin saklanması da ayrı bir mesele haline geldi. Önceleri raflara istiflediğimiz, rulolar halinde sakladığımız paftaların yerini dijital saklama birimleri aldı. Her ne kadar teknolojinin hayatımızı kolaylaştırdığını söyleyebilecek de olsak dikkatlice baktığımızda; beraberinde çözülmesi güç sorunları da getirdiğini görebiliriz. CAD ve BIM tabanlı programlar, çizim ve tasarım anlayışında büyük değişimler yaratarak mimari tasarımın son yıllarda yeniden tanımlanmasında en büyük rolü üstleniyor. Bütün bu süreç içerisinde saklanması, korunması ve arşivlenmesi gereken büyük bir veri yığını oluşuyor. 1 Aralık Cuma akşamı Salt Galata'da düzenlenen etkinlik tam da bu noktaya ışık tuttu.

SALT Araştırma Mimarlık ve Tasarım Arşivi'nin Mayıs 2017'de Kalebodur desteğiyle başlattığı Farklı Kaydet: Dijital Olarak Üretilmiş Mimari İçeriklerin Arşivlenmesi program serisinin ikincisi olan etkinlik  yurtdışından iki konuşmacıyı ağırladı.

Melis Cankara'nın kısa konuşmasıyla başlayan etkinlik, University of Freiburg'dan Klaus Rechert'in sunumuyla devam etti.

Dijital verinin bit formatında korunması ve format değişikliklerinin aktarım sırasında yarattığı sıkıntılara değinen konuşmacı, dosya içeriğinin ve yapısının karmaşıklaştıkça aktarım sırasında daha fazla veri kaybı yaşandığını belirtti. Aynı zamanda çalışılan dosya içeriği genişledikçe aktarımı kadar saklanması da güçleşiyor. Bu noktada Klaus Rechert'ın da üzerinde çalıştığı "emülasyon" teknolojisi öne çıkıyor. Orijinal cihaz içerisinde oluşturulan bir imaj ile yazılım ve donanım arasındaki bağlantı sağlanıyor. Eski bir dosya formatını okumamıza ve işlememize izin veren emülatör teknolojisi, yazılımı yeni ortamına adapte ediyor ve teknik yükü dağıtıyor. Web tabanlı erişime de açılabilen emülatörler, internet üzerinden yayınlanıp paylaşılabiliyor. İş akışlarının devamlılığında ve verinin saklanmasında önem arz eden bu teknoloji "Emulation-as- a-Service (EaaS)" olarak biliniyor. University of Freiburg'da Klaus Rechert'in devam ettirdiği projeye açık kaynak olarak erişim sağlanabiliyor. Çalışmalar hakkında daha fazla bilgi edinmek için şu linke tıklayabilirisiniz.

Etkinliğin devamında, Canadian Centre for Architecture'dan Tim Walsh sunumunu video konferans şeklinde gerçekleştirdi. Dijital arşivin korunması ve aktarılması üzerine çalışmalar yapan ve yazılımlar geliştiren konuşmacı öncelikli olarak dijital tasarım kültürünün ve dijital tasarım araçlarının geçmişinden söz etti.

1960'larda ilk adımları atılan CAD tabanlı programlar mühendislik, otomotiv ve havacılık sektörlerinde kullanılmaya başlandı. 1970'lerde hız kazanan çalışmalar 1980'lere gelindiğinde mimarlık alanında etkisini gösterdi. 1982 yılında AutoCAD'in mimari tasarımda kullanılması, yeni bir sürecin başlangıcı olmuştu. Sonraki yıllarda benzeri 30-40 farklı uygulamanın geliştirilmesiyle genişleyen pazar; uygulamaların erişilebilirlik seviyesinde de ciddi bir artışa neden oldu. 90'lı yıllarda ise üç boyutlu programların tasarıma dahil olmasıyla, üç boyutlu modelleme ve oyun endüstrisi de büyük bir çıkış yakaladı. 3dsMax, Maya gibi programlar mimaride olduğu gibi birçok farklı sektörde de kullanılmaya başlandı. 2000'li yıllara gelindiğinde Rhino ve Sketchup'la tanışan tasarımcılar sonraki yıllarda bu programları vazgeçilmezleri arasına koydu.

Bugünlerde ise BİM ve IFC sistemlerinin öne çıktığını görüyoruz. İlerleyen yıllarda bu programların daha yoğun kullanılması ve yayılması bekleniyor. Şu anda da İskandinav ülkeleri başta olmak üzere bazı ülkelerde mimari tasarım alanında bu programların kullanımı zorunlu hale getirilmişken beklentiler çok da uzak bir gelecekten bahsetmiyor.

Tim Walsh dijital tasarım ve verinin gelişiminin yanında üretilen bilginin de korunması ve saklanması gerekliliğinin özellikle altını çiziyor. Dijital depolamanın ve arşivlemenin, bulut sistemleriye daha kolay yapılabildiğini aktaran Tim Walsh bu konuda yapılacak planlama, yedekleme ve görev paylaşımını da vurguluyor. Mimari belgelemenin diğer disiplinlerden daha zor olduğu göze çarpıyor ve bu alanda çalışmalar hızla devam ediyor.

Konuşmasının sonunda dijital arşivleme üzerine yapılan çalışmaların sergilemelerine de yer veren Tim Walsh, farklı mekanlarda açılan sergilerle bu konu üzerine dikkatleri çekmeyi hedeflediğini sözlerine ekledi.

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!


Henüz yorum yapılmamış!
7 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Haberler