+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

Koruyarak Yükselmeye Dair Yeni Bir Meydan Okuma

Derleyen: Özüm İtez
24 Nisan 2018, 17:32
  defa okundu.

Ahmet Alataş, Ece Ceylan Baba, Onur Güleç, Selçuk İz ve Salih Küçüktuna’dan oluşan jüri SteelPRO 2018 Yarışması’nın temasını “Dikey Yerleşke Tasarımı” olarak belirledi.

Koruyarak Yükselmeye Dair Yeni Bir Meydan Okuma

Yalnızca lisans eğitimi gören öğrencilere açık olan ve toplam 20.000 TL ödül dağıtılacak olan yarışmada “metropollerde yer alan yoğun yapılaşma bölgelerine ait kent-mekân sorunlarına çözüm üretmek amacı ile, mevcut dokuyu koruyarak üzerine katmanlaşan” bir yapı üretilmesi bekleniyor.


Hugh Ferris, Metropolis of Tomorrow (1929)

Kulağa aynı anda retrospektif ve fütürist gelen bu tema ilk anda 1920’lerde -dünya savaşları arası dönemde- hızla yükselen Amerikan kentlerini ve dönemin hayallerini karakalem görselleştiren Hugh Ferris’in “Metropolis of Tomorrow” kitabını; 1960’larda Archigram’ın ürettiği ve seleflerinin zihnine, ürettikleri uçarı kolajlar ile kazınan "Plug-in City", "A Walking City / CITY: MOVING" projelerini akla getiriyor.


Ron Herron, A Walking City, Archigram (1964)

Ancak bu bağlam-dışı görsel nostaljiyi bir kenara koyalım. OECD ülkelerinin %80’inden fazlasının kentlerde yaşadığı günümüzde, kentlerde oluşan büyüme, yayılma ve nüfus baskısı kentsel peyzaj alanlarını ve kent-kır arasındaki geçiş alanlarını olumsuz etkiliyor. Dahası, kentte son derece dengesiz yayılmış rant alanları ile kentler hem mekansal hem de sosyal açıdan büyük bir erozyona uğruyor. Her geçen gün, orta gelirli vatandaş kentin daha da çeperlerine itilirkenkent merkezleri uluslararası petrol şirketleri ve bankaların insafına kalıyor.


Hugh Ferris, Metropolis of Tomorrow (1929)

Aslında 1980'lerden beri durum böyle. Ancak 21'inci yüzyılda artık kırdan kente göçün son evresine girmiş bulunuyoruz. Pek yakında dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğu kentsel alanlarda yaşıyor olacak. Olumlu yanından bakarsak, doyuma ulaşmak üzere olan bu kentleşme trendi, daha sürdürülebilir kentler kurmak ve artık neredeyse boşalmak üzere olan kır ile kentler arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmek için de çok iyi bir fırsat sunuyor.

Koruyarak yükselmek ve merkezde yoğunlaşmaya dair yeni bir meydan okuma olarak düşünebileceğimiz "Dikey Yerleşke" temaya örnek oluşturabilecek projelerden kısa bir derleme yaptık. Derlemedeki bazı projeleri doğrudan temaya, bazılarını ise doğrudan yapım tekniklerine örnek oluşturmak üzere seçtik.

The Sharp Center (aLL Design, 2004)



Fotoğraf: Richard Johnson - interiorimages.ca (2004)


Fotoğraf: Richard Johnson - interiorimages.ca (2004)

Will Alsop’un başını çektiği aLL Design mimarlık tarafından tasarlanan The Sharp Center, Toronto’da bulunan OCAD Üniversitesi’nin mevcut tuğla yapıları, batısındaki park ve doğusundaki McCaul Caddesi’nin üzerinde yükseliyor.

2004 yılında inşaatı tamamlanan, 7,800 m2 inşaat alanına sahip yapı, kentin ihmal edilmiş mahallesine getirdiği yeni işlevler, galeri ve yeme-içme mekanları ile hem mahalleyi hem de hemen üstünde yükseldiği çevreyi canlandırmayı amaçlıyor.

Port House (Zaha Hadid Architects, 2016)



Fotoğraf: Hufton+Crow

Belçika’nın Anvers Limanı’nda bulunan eski bir itfaiye binasının üzerinde konuşlanan yeni liman yönetim ofisi binası Zaha Hadid Architects tarafından tasarlandı. 500 personele hizmet etmek üzere tasarlanan yeni bina ile eski itfaiye binası çatı kotundaki panoramik bir köprü ile bağlanıyor.

Elbphilharmonie (Herzog & de Meuron, 2017)



Fotoğraf: Iwan Baan (2017)

Hamburg Limanı’nda bulunan, İkinci Dünya Savaşı’nda yıkılıp yeniden inşa edilmiş olan bir antreponun tam üstüne oturan Elbphilharmonie binası Herzog & de Meuron tarafından tasarlandı. 125.512 m2 inşaat alanına sahip devasa konser salonu 5.745 metrekarelik bir taban alanına oturuyor. 2016 yılında biten projede 4.000 ton yapısal çelik kullanılmış. Yıldız biçimli kolonsuz strüktür 50 metre tavan yüksekliğine sahip ve 1.000 ton ağırlığındaki çatıyı taşıyor.

deBrug / deKade (JHK Architecten, 2008)



Fotoğraf: Burg+Schuh - www.palladium.de


Fotoğraf: Burg+Schuh - www.palladium.de

Rotterdam’daki, 34,200 m2 arsa alanına sahip Unilever’in yeni ofis yapısı 2008 yılında JHK Architecten tarafından tasarlandı. Geliştirici Dura Vermeer, kentsel tasarım ofisi West 8 ve mimari ofis JHK Architecten tarafından alınan bir karar ile mevcut fabrika yapısı üzerinde yükselen 4 katlı ofis yapısının altında, günde 24 saat üretim yapılıyor.

Irving Street Brewery Trigeneration Plant (Tzannes Associates, 2014)



Fotoğraf: John Gollings

Tzannes Associates tarafından tasarlanan trijenerasyon tesisi, Avusturalya’nın Sydney kentinde yer alan Central Park bölgesinde bulunan, 1912 yılında inşa edilen Kent Bira Fabrikası binasının hem altına hem de üstüne yerleşiyor. 2014 yılında inşaatı tamamlanan enerji tesisinin hantal soğutma kuleleri mevcut yapının çatısına ve elektrik motorları ise bodrum katına yerleştirilmiş. Montajı kolaylaştırmak ve strüktürün desteklenmesi için cephelerinden biri yıkılarak taşıyıcı çelik sistem yerleştirilmiş.

Unutmayın, Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA) tarafından düzenlenen SteelPRO 2018 Çelik Yapı Öğrenci Yarışması'na başvurmak için son tarih 4 Mayıs!

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!


Henüz yorum yapılmamış!
7 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Haberler