Arkitera.com ARKITERA ARAMA

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
TAKIP

Köşe Yazısı

Yazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

Saklı Odaların Kuytu Köşelerinde Kapalı Dolaplar

Yazan: Mahmut Şenol Tarih: 20 Haziran 2008

Kaçmak, öteki canlılara göre kıyaslanırsa, insanın bilgelik kazandığı tek yetenek olmalıdır.

Elias Canetti, diyor ki, “Kaçmak eylemi insana ait tabiattaki tüm canlılar arasında görülebilecek en gelişmiş yetidir...”

Romanya’nın, bizde Köstence diye bilinen liman kentinde, 20.yüzyıl başı doğmuş, Naziler işgal edince ailecek oradan kaçmış, yaşamı boyunca her şeyden kaçmaya ürkek hazırlığında durmuş bulunan romancı-yazar-düşünür Elias Canetti, “Kaçamayan insan,” diyor, “o nedenle, kısa sürede hasta olur, melankoliye yakalanır. İnsanın özgürlüğü kaçabilme yeteneğindedir...”

Kaçmak eylemi böylesine önemli görülünce, insanın kaçtığında sığınacağı yerlere özen göstermesi, önem vermesi de kaçınılmaz olacaktır.

Kaçmak yetmez, kaçınca gidip saklanmak gerekir; aksi hâlde, paçayı kaptırması işten değildir...

“Yakayı ele vermek” istenmiyorsa, kaçınca sobelenmemek üzere zula yerlere gereksinim bulunur.

Ce-eee, yahut, İngilizce’nin moda olduğuna bakarsak Peek-a-boo diye, birisi tarafından çat kapı enselenmemin yolu kolay değildir. Saklanacağınız yeri önceden kılı kırk yararak, ipe un serip doludan alıp boşa, boştan alıp sağdaki kefeye koyarak hesap etmeniz, kerterize yatıp pusulasını iyice belirlemeniz gerekir.

Bütün bu navigasyonlardan sonra çapa atılmalı, yelken indirip rüzgâra yatılmalıdır; küpeşteye usturmaçaların sallandırılması, tüm bunlardan sonradır...

Yoksa, elim sende, sobeeee olur...

Saklanmakla saklambaç oyununu karıştırmanın sakıncası da işte buradadır. Saklanmak, oldukça bilgelik isteyen bir iştir, dalga geçmeye gelmez, hafife alanın başına iş açar.

Bu yazının gidişinden huylanıp, yazarında suçluya yataklık yapma niyetleri aramaya kalkan olursa, onlara bu dedektiflik hevesleri için avuçlarını yalamaktan başkası kalmayacaktır. Bizim amacımız adam gibi adam olup başını dinleyecek yer arayanlara, kendi varlığını yalnızlıkla çoğaltma felsefesine Sokrat olgunluğuyla el atanlara, evlerin saklı odalarındaki kuytu köşelerin kapalı dolaplarında yer göstermektir.

Sinema salonumuzda yer göstericiliğin bahşişi olarak, bu yazı okunup bitince, “Aferin ne iyi yazmış,” diye gönlünüzden ne geçerse, üç kuruşluk takdirleriniz kabul görecektir. Fazlası istenmez!

Başkalarının yaşamını -hele bizim toplumumuzda- didik didik edenlerden kaçanlara yol göstermenin herhalde yataklık suçu sayılmaması gerektiği inancıyla burada, bilge insanlara ışıkları sön&uu