Arkitera.com ARKITERA ARAMA

Arkitera E-Bültenleri

Email adresiniz yeterli
Üyelikten Çıkış
E-Bülten Arşivi
VITRA THERM

Köşe Yazısı

Yazıları büyütYazıları küçültBu sayfanın PDF görüntüsünü alBu sayfayı yazdırBu sayfayı arkadaşına gönderBu sayfayı rapor et

“Neden Hiç Büyük Kadın Mimar Yok?”

Yazan: Levent Şentürk Tarih: 27 Haziran 2008

“Neden Hiç Büyük Kadın Mimar Yok?”1
“Neden hiç büyük kadın sanatçı yok?' gibi basit bir soruyu layıkıyla yanıtlarsak, zincirleme bir tepkime yaratarak kabul edilegelmiş varsayımların ötesine geçmekle kalmaz, tarihi, sosyal bilimleri, hatta psikolojiyi ve edebiyatı da kucaklayabilir; yalnız zahmetsizce yanıt bulunabilecek ya da birbirini doğuran sorulardan ziyade, zamanımıza ilişkin önemli sorularla başa çıkabilmek için entelektüel araştırmalardaki geleneksel ayrımların hâlâ yeterli olduğu görüşüne meydan okuyabiliriz.”

“İşte, Zaha Hadid var ya, daha ne istiyorsun?” diye yanıtlanabilir kuşkusuz bu soru ve bu andan itibaren de yazının yazılma gerekçesi ortadan kalktı kalkacak bir durum çıkar ortaya. Başlığı, Linda Nochlin’in polemik yaratan ünlü makalesinden esinlenip onu biraz değiştirerek mimarlığa uyarlamayı denedim ve Nochlin’in sanat tarihi için yaptığı eleştirinin benzerini -elbette çok daha sınırlısını- mimarlık için yapmaya çalıştım.

Başlarken, mimarlık tarihi yazınının, kavramsal açıdan nasıl bir kibir ve tarihüstü naiflik taşıdığını söyleyerek, ilk terbiyesizliğimizi yapalım2. Bütün bütüne eril, beyaz bir normativizmi temel alan bir tarih yazımının bu sözün hedefi olduğu aşikâr. Çünkü neden hiç büyük kadın mimar olmadığının küçümsenemeyecek derecede sorumlusu, bu yazının alışkanlıkları, gelenekleridir. Neden hiç büyük kadın mimar yok diye sorulur sorulmaz, feministlerin ilk tepkisi, yemi olduğu gibi yutmak ve bu soruyu sorulduğu biçimiyle yanıtlamaya çalışmaktır3. Normalleştirilen, olağan kabul edilen şey, birden bire bütün zihinsel alanları kuşatarak geçerliğini artırma eğilimindedir. Bu sorunun soruluş biçiminde de aynı kanıksanmış küstahlığı görüyoruz. Cevabını kendi içinde veren bu türden bir soruya her yanıt denemesi, sorunun tuzaklarının gücünü daha da pekiştirecektir4.

Mimarlık açısından, belli konuların kadınlara, belli konuların da erkeklere özgü kabul edilmesi de benzer şekilde apolojik bir durum yaratır. Çünkü konular, ister bir cinsiyet, ister diğeri tarafından seçilmiş olsun, belli bir mimarlık dilinin, hele hele özünde kadınsı olarak nitelendirilebilecek bir mimari dilin göstergesi sayılamaz5.

Mimarlığın, bireysel, mekânsal deneyimlerin doğrudan, kişisel bir ifadesi, kişisel yaşamın üçüncü boyutta ifade edilmesi olduğu şeklinde saf bir görüş taşımamak gerek. Mimari tasarım üretimi, zaman içinde tanımlanmış belirli uzlaşımlara, şemalara ya da kod sistemlerine az çok d