PS: Bize biraz ofisinizden bahseder misiniz? Şu anda oldukça küçük bir kadroyla çalışıyorsunuz sanırım. RB: Evet, bilgisayar sayesinde büyük kadroya gerek kalmıyor. Bir ara çok kişi çalışıyorduk, iş görülemedi. Bunun nedeni gruplaşmaların olmasıydı. Çünkü Türk Milleti beraber çalışmaktan uzak bir millet. O yüzden ben Atakule’yi bile dört kişi ile yaptım. O zaman bilgisayar da yoktu ve elle çizim yapıyor olmamıza rağmen dört kişi çalıştık. Şimdi ise bilgisayar desteğiyle minimumla çok büyük işler çıkartabiliyoruz. Ben zaten sürümden kazanmıyorum. Her işi almıyorum, aldığım işi ciddiye alıyorum. Bu bir katlı, iki katlı bir ev bile olsa ciddiye alındığında epey bir vaktinizi alıyor. Projeleri genelde kendim yapıyorum. Çok gerekirse personel sayısını, arttırıyorum. Ama bilgisayar birçok meseleyi halletti bugün. Artık büyük ekibin gereği yok gibi geliyor bana.
PS: Büronuz ne zaman kuruldu?
RB: 1964’te mezun oldum. 1967’de yüksek lisansımı tamamladım. Birkaç sene Devlet Planlama Teşkilatı’nda çalıştıktan sonra askere gittim. Daha sonra hep serbest çalıştım. Yurt içinde ve dışında birçok iş yaptım.

Expo '85 Türkiye Pavonu, Tsukuba.
Kaynak: Ragıp Buluç web sitesi
PS: Yurt dışındaki projeleriniz neler? Bildiğimiz kadarıyla EXPO Dünya Fuarı için üç tane Türk Pavyonu tasarladınız. Yani sizin kadar EXPO tecrübesi olan başka Türk mimarı yok.
RB: Evet, 1970 yılında Osaka’da Orhan Peker ile beraber yaptığımız dışında 1985’te yine Tsukuba’da yalnız başıma yaptığım bir proje ve ondan sonra da 1998’de Lizbon’da yapılmış bir projem var. Fakat deneyimin pek yararı yok. Mesela 1985 ve 1998 yılında yaptığım pavyonlar, Amerika, Japonya, İngiltere pavyonları da varken en çok gezilen, en beğenilen pavyonlardan oldu. Bunlar hoş şeyler tabii ama devamı yok ve arkasından gelen projeleri de başkaları yapıyor. Mesela şu anda Zaragoza’da kimin yaptığını bilmediğim, içinde on, on beş tane Türk çeşmesi olan bir proje var. Bunları duydukça, gördükçe Türk devletinin de, milletinin de hafızasından şüphe ediyorum. İlla “Ben yapayım.” diye söylemiyorum ama “Sana bir para vermeyeceğiz. Ama gel danışmanımız ol, bir fikrini alalım.” diyen de yok. Bunlar çok özel projeler ama bu birikimden istifade eden ya da etmek isteyen yok. Bunu kendi üstünüze de alabilirsiniz. Yani Türkiye’de istediğiniz kadar bilgi birikiminiz olsun, kimse size gelip bir şey sormuyor. Herkes, her şeyi kendisi biliyor. Bizim mesleğimiz








