+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

"Ülkemizde Mimari Manifesto Belirleyen Bir Kurum Yok"

3 Ocak 2017, 13:30
  defa okundu.

Birkaç Mimar söyleşilerinin sıradaki konuğu Arman Akdoğan.

"Ülkemizde Mimari Manifesto Belirleyen Bir Kurum Yok"

Şubat 2016'da Ağaoğlu Şirketler Grubu CEO'su Hasan Rahvalı, şu sözlerle Mimarlar Odası'na yönelik "operasyon" yapılmasını istedi: "Mimarlar Odası devletin ne kadar stratejik, planlı, şehir planı varsa karşı. Ya sen meslek örgütü müsün, terörist misin siyasetçi misin nesin?"

2015 yılında ise Yiğit Bulut şunları yazmıştı: "Bu ülkeyi seven herkese ve özellikle Sayın Savcılarımıza sesleniyorum; 'Oda' görüntüsünde bir yapı sürekli Türkiye Cumhuriyeti'nin kurum ve kuruluşlarını yıpratmaya çalışıyorsa, bu yolda her türlü iftirayı kullanıyorsa ve en önemlisi başka ülkelerin engellemek istediği her proje için öne düşüyor ve yol açıyorsa; burada bakılması gereken başka ilişkiler olabilir mi? Bu 'Oda' kılıklı yapının, Almanya-İsrail-İngiltere ile ilişkilerine ve özellikle sivil toplum görünümündeki 'istihbarat örgütleri uzantıları' ile nasıl bir alışveriş içinde olduğunu araştırmakta ülke adına büyük yarar var!"

Bu ve benzerleri, içeriği ile olduğu kadar üslubu ile de hepimizin sinirini bozan, fakat absürdlüğü karşısında da bir noktadan sonra gülüp geçtiğimiz söylemler. Öte yandan, Oda'nın bunlarla muhattap olmak zorunda kalmasında, halk tarafından yalnızca bu söylemler dahilinde, yukarıdakilere benzer çerçevelerde görülmesinde, kaynaklarının belirli bir kısmını bu minvalde tartışmalarla baş etmeye ayırmasında maalesef kendi hatası büyük.

RIBA beş senede bir, önümüzdeki döneminde neler yapacağını, ara hedefleriyle belirttiği bir strateji raporu yayınlar. Bu raporların başlıkları "Leading Architecture", "Advancing Architecture" gibi mesleki alanda hedefler belirten kalıplardan oluşur. 2016-2020 strateji raporları şöyle başlar:

Bu strateji planı RIBA'nın önümüzdeki beş yıllık odak ve önceliklerinin çerçevesini oluşturur. Rapor, 2012-2016 yılları için hazırlanan planın devamı niteliğindedir. Öncelikli odağımız her zaman üyelerimiz olmuştur, fakat bu odağı yeniden keşfetmeyi ve canlandırmayı düşünüyoruz. Üyelerimizle, nerede olurlarsa olsunlar, iletişime geçme, ilişki kurma ve her birine destek verme yöntemlerimizi geliştireceğiz. Dijital platformların daha iyi kullanımı sayesinde her üyemize ve ofise, ihtiyaçlarına göre şekillenmiş, dolayısıyla daha değerli bir hizmet sunmak istiyoruz.

Eşitlik ve kapsayıcılık, sosyal amaçlar, beceriklilik, profesyonellik ve etik yaptığımız her işte ortak temalar olacak. Liderlik görevimizi, bilgimizi ve iyi örnekleri yapı endüstrisindeki çalışanlarımızla paylaşarak, hükümeti etkileyerek, kamunun daha geniş bir kesimine ilham vererek sürdürmeyi planlıyoruz.

Mimarlar Odası'nın 44. dönem çalışma raporunun* başlığı "Dayanışma Süreci" olarak geçmektedir. 45. dönem raporunun da benzer bir yaklaşımla hazırlandığı görülebilir; rapor şu şekilde başlar:

Mimarlar Odası 45. Çalışma Dönemi'ne girerken; dünyamızın kaosa sürüklendiği ve Cumhuriyet tarihimizin en karanlık süreçlerden geçmekte olduğu olağanüstü koşullarla karşı karşıyayız. Kapitalizmin dünyayı yönetemediği, insanlık değerlerinin içinin boşaldığı, geçmişte dünya savaşlarına yol açan koşullar ve politikalarla 3. Dünya Savaşı'nın gündemde olduğu tarihsel bir eşikte bulunmaktayız. Bu süreçte insanlığın kazanımları tek tek yok edilirken; Birleşmiş Milletler hukuku dahi çiğnenerek ülkeler açık işgallere maruz kalmaktadırlar. Küresel güçler küçük diktatörlerin yarattığı savaş ortamından da yararlanarak Afganistan, Irak, Libya, Suriye işgal edilmiş, milyonlarca insan katledilmeye devam edilmektedir. (...)

TBMM'nin etkisizleştirildiği ve yetkilerinin iktidarın tekeline alındığı diktatöryal koşullarda ülke adım adım hem içerde hem de dışarda savaşa sürüklenmektedir.

Mimarlar Odası Türkiye'de İngiltere'dekinden farklı bir pozisyonda, farklı bir mimarlık ortamında, farklı sosyal, siyasal, bürokratik ilişkiler içinde yer alıyor olabilir. Fakat kendisinin de bu durumu bu kadar içselleştirmesi, kendi gündeminin temeline "diktatör, hukuk, iktidar" gibi meslek dışı kavramları koyması, onu hem yazının başında alıntılanan kişi ve kurumların muhattabı haline getirir hem de odağını, vaktini, sabrını ve enerjisini kaybetmesine sebep olur. Oda, bir meslek örgütü olarak elbette kentsel kurgulara ilişkin kararları takip etmelidir, fakat politikaya değdiği nokta bundan öteye geçtiğinde karşısında Yiğit Bulut'u ve benzerlerini bulması, aslında pek de şaşılacak bir durum değildir.

*Aslında RIBA'nın strateji raporları ile Mimarlar Odası'nın çalışma raporları birbirine denk dokümanlar değildir, zira RIBA ayrıca çalışma raporları da yayımlar. Fakat Oda'nın yayımladığı herhangi bir strateji raporu olmadığı için, geleceğe dair planlarını görebildiğimiz tek yer çalışma raporlarıdır.

Reklam

Yorumlar
Yorum bırakmak için giriş yapmalısınız!


Henüz yorum yapılmamış!
Künye
30 gün içinde en çok
Okunan Yorumlanan
İlgili Söyleşiler