+ Arkitera'nın gelişmiş özelliklerinden yararlanmak için lütfen giriş yapınız!
veya ile bağlan.

Lüleburgaz Yıldızları Kadın Akademisi

Ne kadar hızlı tamamlanmış, Ne güzel bina olmuş. Emeği geçen herkesin eline sağlık.
17 saat önce

Eskişehir Odunpazarı'nın Hikayesi

Sinan Bey, Narmanlı Han hayatımda gördüğüm en berbat restorasyon işi olabilir.

Sanıyorum siz de benimle hemfikirsinizdir. İnsanlara aşağıda cahil demişsiniz. İşin ustasıyım bana bırakın demişsiniz. Bir de bitince görün demişsiniz. Ama açıkça görülüyor ki yanılmışsınız. Bu tarihi binaya bakınca tebeşir kolonlar ile taksi sarısı Bakırköy apartmanları duvarı görmemizin müsebbibi siz olduğunuz için bizden özür dilemenizi rica ediyorum.

Binanın sahibi zengin açgözlü zatlardan aldığınız para size helal olsun. Onu keyfinizce yiyin. Ama bari bir özürü de bize çok görmeyin.

17 saat önce
Emek Sineması vardı, hani yıkılıp üst katlara -ama aynen, aslına sadık olarak- taşınınca çok çok güzel, hatta daha da güzel olacaktı orijinal haline göre... Mimarı, müteahhiti, yatırımcısı, tüm ekibi, hepsi o yönde sözler sarfetmişti, kullanıcılar, sanatçılar ve "halk" dışında... Gerçekten ne oldu o sinemaya?
18 Ekim 2016, 11:44
Yanlış anladınız, sosyal medya kaliteyi düşürmüyor, tam tersine sosyal medyayı kullanmamak, iletişim kurmamak iş kaliteli bile olsa kalitesizmiş gibi gösterebiliyor -yada en azından çabaya yazık ettiriyor- bu devirde. Sadece sonucu değil iletişim dahil süreçleri de tasarlamak gerekiyor artık. O nedenle "ben çok iyi mimarım, bina bitince görürsünüz hepiniz" demek naiflik ve hatta bencillik bu çağ için...
17 Ekim 2016, 17:25
Sosyal medya sorgulatıyor ve kaliteyi düşürebiliyor yorumunuza kesinlikle katılmıyorum. Gerisine saygı duyuyorum.
17 Ekim 2016, 16:20
Jenerasyon farkı... Sinan beyin zamanındaki doktorlara hastalar kendilerini sorgusuz sualsiz teslim ederlerdi, iyi doktorsa ne yapsa doğrudur diye. Şimdi profesör bile olsa hasta bilgilendirilmek istiyor, sosyal medya çağında... Ne kadar güzel bir iş yapılıyor da olsa iletişim zayıflığı işin kalitesini düşürebiliyor. Tabi ki burada suç ne kadar mimarın ne kadar mal sahibinindir? Sinan bey istese de gizlilik sözleşmesi varsa Narmanlı Han hakkında şu anda bir şey söyleyemez. Esasında sorun Narmanlı Han gibi bir yapıya "ben radikal çalışmayı seven bir mimarım" diyen bir mimarın atanmasındaki süreçlerin araştırılmasıdır. Eğer ki o yapıya yapılacak "radikal" dokunuşlar hataysa... En baştan süreçler şeffaf olmadıkça en sondaki mimara sataşmanın bir faydası yok sanki...
17 Ekim 2016, 15:44
Umarım ameliyata girdiğiniz doktor hastaya ve hasta yakınlarına ameliyatın ne için olduğunu, çıkınca ne değişiklikler olacağını açıkça belirtmiştir. "Benim tecrubelerime güvenin, radikal bir karın ameliyatı yapacağım ve çok memnun kalacaksınız" dememiştir.
17 Ekim 2016, 15:15
Sanırım kırk yılı aşkın bir zaman önce, bir dönem bürosunda çalıştığım rahmetli Yılmaz Sanlı ile birlikte bir hastane konkuruna çalışıyorduk. Bir gün bana gel birlikte hastaneye gidelim dedi. Özellikle gelişen ameliyat teknolojisini mimariye nasıl yansıtmamız gerektiği konusunda endişelerimiz vardı. Hastaneye gittik ve başhekim bizi ameliyathaneye götürdü. Hijyenik kıyafetler giydik ve ameliyathaneye girdik, bir grup doktor, bir hastanın karnını açmış ameliyat yapıyorlardı, üstleri başları kan içinde idi. Yılmaz Hoca önce sarardı, sonra olduğu yere yığıldı, gördüklerinden dolayı bayılmıştı, zor bela ameliyathanenin dışına taşıdık. Bir daha bırakın ameliyathaneye girmeyi, hastanenin önünden bile geçemez olduk.

Bir inşaat ameliyat gibidir, gerçekten bilgisine güvenen insanlar en zor ameliyatları başarı ile yapmaya çalışırlar, o sırada ortalık kan gölüne dönebilir. Ama aradan bir süre geçtikten sonra hasta iyileşir ve hayatına devam eder. Bilgisine güvenmeyen, yapılması gereken radikal müdahalelere cesaret edemeyenler, hastalarına aspirin verip yollarlar, radikal bir ameliyat gerektiren hastaları aspirinle tedaviye çalışmak onları ölüme mahkum etmektir.

Ben bilgime güvenirim ve dünyada yapılanları takip ederim, hemen her yapım da radikal müdahaleler yaparım, bu benim tercihimdir ve yaptığım yapılar beğeni toplar, insanları mutlu eder. Biraz sabırlı olup Narmanlı Han’a yaptığım müdahalenin sonuçlanması bekler, onu halkın kullanışına açtığımız zamanki halini görürseniz ne diyeceğinizi gerçekten merak ediyorum.

Kapıdan gördüğünüz çukur, yürürlükte olan İmar Kanunu ve yönetmelikler gereğince bu türden her yapıda yapılması zorunlu olan sığınağın yapımı için açılan hafriyat çukurudur. Mimarlık üzerine yorum yapmak için yola çıkan meslek mensuplarının yapılan iş hakkında fikri değil bilgisi olmalıdır.

Günümüzden yaklaşık bin yıl önce Ömer Hayyam bir rübai yazmış, belki ilginizi çeker.

Hiç, hiç bir şey bilmiyorlar, bilmek istemiyorlar
Şu cahillere bak, dünyaya egemen onlar.
Onlardan değilsen eğer, sana kâfir derler
Onlara aldırma Hayyam, yoluna devam et.

Ömer Hayyam 1072
17 Ekim 2016, 11:28
Dün Akşam Narmanlı Han'ın önündeydik. Gidenler bilir uzun bir süredir etrafı tamamen çelik trapezle kapalı.

Dışarıdan trapezden gözüktüğü kadarı ile fotoğraf almamıza oradaki güvenlik izin vermedi. Bizi İstiklal'deki güvenlik kameralarının tespit edebileceği ve hem kendisinin hem bizim başımızın belaya girebileceği yönünde tehdit etti.

Evvel ki işlerini bildiğim için Sinan Genim'e inanıyordum. Siyasi duruşu pek de umurumda değildi. Lakin bu tutum beni biraz germişti. İçeriyi görmek, inancımı yitirmemem için önemliydi.

Ardından, tesadüfen tekrar Han'ın önünden geçtik. Bir hafriyat kamyonu ağır ağır içeri giriyordu. Bu vesileyle kapı açılmıştı ve maalesef gördüğüm tek şey eski ön cephenin ardındaki 15 metrelik hafriyat çukuruydu.

Üzülerek söylemeliyim ki bir tarihi mahvolmuş. Türkiye'deki mimarlığa inancımı tamamen yitirdim. Keşke o kapı açılmasaydı ve hiçbir şey görmeseydim.
13 Ekim 2016, 13:47
Sinan Bey biz genç meslektaşlarınız olarak Narmanlı'da neler olup bittiğini de çok merak ediyoruz. Arkitera için bir de "Narmanlı'nın Hikayesi"ni yazarsanız çok seviniriz.
10 Ekim 2016, 15:20
İçerisinde tartışmaya değer çok önemli noktaların olduğu bu yazıda asıl konu ister istemez mimari avan projelerin hak olarak korunması kısmına geliyor. Bahsedilen sivil toplum örgütü'nü merak ettim ve açıkçası bu konuda ciddi önlemlerin alınması gerektiğini düşünüyorum.

Müteahhitler özellikle genç ofislere avan proje çalıştırıp, bilabedel proje çıktılarını alıp, hatta bazen dwg'lerini (mühendislikleri çalıştıracağım gibi türlü bahanelerle) isteyip, daha tecrübeli mimarlık ofislerine götürüp uygulama projelerini çizdirebiliyor. Bunları yapan müteahhit hiç utanmazken mimar da meslek etiği kavramından bihaber işi kabul ediyor ve sonrasında kendi projesi olarak övünüyor.

Bildiğim kadarıyla odadan avan proje onaylatıldığı takdirde, hak sahibi olunabiliyor ama çok basit noktaları değiştirerek, biz aynı projeyi kullanmadık diyebilme durumları var.
9 Ekim 2016, 18:05
Elinize sağlık, ders niteliğinde nefis bir yazı.
8 Ekim 2016, 11:34

Sokak Hayvanlarına İnovatif ve Sürdürülebilir Yaşam Evi Tasarım Yarışması

Neden öğrenci yarışması ve ödül berbat?

Neden hayvanların gözlerini koyduğunuz iğrenç kamu spotu reklamlarına benzer bir afişiniz var?

Neden sokak hayvanlarına hakiki bir sevgi duymak yerine böyle iğrenç ikiyüzlü bir sevgi istismarı yapıyorsunuz?

Sokak hayvanlarına gerçekten üzüldüğünüz için mi bu yarışmayı organize ediyorsunuz?

Sokak hayvanlarına bu zamana kadar ne yaptınız?

Gerçekten bu inovatif fikirleri hayata geçirecek misiniz yoksa daha samimi davranıp sokak hayvanlarını umursamamaya devam mı edeceksiniz?

Adorno, sizin gibi insanlardan "BARBARLAR" olarak söz ediyor.
18 saat önce
neden ''yenilikçi'' değil de ''inovativ''?
1 Aralık 2017, 11:57

Mimarlık Arşivinde Maketin Yeri

Sn. Fatma Nur Solum, sağ üstte yer alan etkinlik künyesinde başlangıç ve bitiş saatleri yazıyor: 14.00-17:00
Pazartesi, 09:18
Merhabalar, etkinlik hakkında saat belirtilmemiş daha detaylı bilgi edinebileceğimiz bir yer var mı?
Cumartesi, 15:12