Kengo Kuma, Kyoto’daki Bir Otele Ahşap Bir Tiyatro Sahnesi Ekledi

Kengo Kuma and Associates (KKA) tarafından tasarlanan Banyan Tree Hotel, Japonya Kyoto'da tarihi bir bölgede konumlanıyor.

Bölgenin ahiretle bir köprü olarak görülen sembolik rolü, ofisi tasarım için ana ilham kaynağını 14. yüzyıl sanatı olan ve genellikle ruhları ana karakterler olarak içermesi nedeniyle “hayaletler tiyatrosu” olarak da anılan Noh tiyatrosunda bulmaya yönlendirmiş.

KKA, Kyoto’ya panoramik manzaralar sunan ve otelin farklı katlarından erişilebilen teraslı bahçeleri çerçeveleyen, orta yükseklikte iki betonarme hacim tasarlamış.

Banyan Tree’nin ana dört katlı binası, yatak odalarını ve tüm ortak alanları barındırıyor. Bunlar arasında üç kat yüksekliğinde bir lobi, Ryozen restoranı, mağara benzeri bir bar ve cinsiyetlere göre ayrılmış onsen banyoları yer alıyor. Buna dik konumlanmış üç katlı ek bina ise ek misafirleri ağırlıyor.

Otelin girişi, kolonlar olmadan ayakta duran minyatür bir beşik çatı ile korunuyor. Bunun yerine konsol yapı, çapraz yerleştirilmiş kirişlerin karmaşık bir istifiyle destekleniyor.

Kirişleri güvenli bir şekilde birleştirmek için son teknoloji reçine bazlı inşaat yöntemlerini kullanarak geleneksel ahşap yapı teknikleriyle mümkün olmayacak bir hafiflik hissi elde edilmiş.

Binanın Higashiyama manzarasına uyum sağlaması için KKA, ana binanın tabanını kaplamak amacıyla sahadaki bir taş duvardan elde edilen eskimiş taşları ve rustik granit parçalarını kullanmış. Ayrıca otelin onsen banyolarını besleyen kaplıcayı gizleyen yosun, taşlar, ağaçlar ve küçük bir bambu koruluğu da dahil olmak üzere, sahadaki peyzajı koruyup restore etmiş.

Kayalık bir taş havuzu, zemin kattaki lobi ve ek binayla aynı seviyede yer alırken bambu koruluğu ve Noh sahnesine, çok aşamalı kaiseki yemekleri sunan Ryozen restoranının terası aracılığıyla ikinci kattan erişilebiliyor.

İç mekân da geleneksel Japon tasarım detayları sadeleştirilmiş olup ağırlıklı olarak ahşap ve taşa dayanıyor.

Bu sade renk paletine rağmen görsel ilgiyi korumak için lobide ahşap farklı tekniklerle işlenirken dekoratif kolonlar oluşturmak için ya yakılmış ya da zeminde, damarları değişen bir dama deseni halinde döşenmiş.

Dövülmüş metali andıran benekli bir doku, geleneksel Japon oyma tekniği naguri kullanılarak ahşaba uygulanmış ve resepsiyon masasının tabanını oluşturmuş. Aynı desen, yerel olarak temin edilen altın varakla kaplanarak misafir süitlerindeki yatak başlıklarında da yer alıyor.

Odalar, tatami zeminler ve selvi ağacından küvetler gibi geleneksel detaylarla zenginleştirilmiş olsa da birçoğu modern zevklere uyacak şekilde uyarlanmış. Küveti çevreleyen hareketli shoji panellerinin ahşap kafesleri, washi kâğıdı katmanlarının arkasına gizlenirken horigotatsu oturma alanı, Batılı oturma alışkanlıklarına uyum sağlamak ve küçük bir çalışma alanı oluşturmak için yükseltilmiş. Çay masasının tablasında ise doğal bir tochi ağacı parçası kullanırken ayakları altıgen formda tasarlanmış.

Etiketler

Bir yanıt yazın